Anlatmaya Bağlı Edebi Metinleri İnceleme Yöntemi

Anlatmaya Bağlı Edebi Metinleri İnceleme Yöntemi

Anlatmaya Bağlı Metinlerde Metin ve Zihniyet

Zihniyet; bir edebi metnin oluşturulduğu dönemin dini, siyasi, sosyal, ekonomik, askeri, kültürel vb. hayatın duygu, anlayış ve zevk bütünüdür.

İnsana özgü etkinliklerin hepsinde bir zihniyete bağlı olmak; yani döneminin dini, siyasi, sosyal, ekonomik, askeri, kültürel vb. hayatını yansıtmak söz konusudur.

Her edebi ürün gibi anlatmaya bağlı edebi ürünler de içinde bulunduğu döneme tanıklık eder ve ayna tutar.

Anlatmaya Bağlı Metinlerde Yapı

Bütünün bir araya getirilişinde uyulan sisteme yapı denir. Her yapı, var oluş nedenine ve amacına göre belirlenen birimlerin bir sistem içerisinde birleşmesiyle oluşur. Edebi metinler de belli bir sistem ve yapıya göre yazılır. Yazar söyleyeceklerine nasıl başlayacağını, olayı ortaya nasıl koyacağını, nasıl bir sonuca ulaşacağını bir yapıya bağlı olarak belirler. Bu yapıyı oluşturan unsurlar: olay örgüsü, kişiler, mekan ve zamandır.

Anlatmaya Bağlı Metinlerde Olay Örgüsü

Olay; ortaya çıkan, oluşan durum, ilgi çeken veya çekebilecek nitelikte olan her türlü iştir. Anlatmaya ve göstermeye bağlı edebi metinler bir olay çevresinde gerçekleşir. Bir şeyin anlatılabilmesi için önce olması, yani bir olayın bulunması gerekir. Olaya bağlı olarak da kişiler, mekan ve zaman bu yapıyı tamamlar.cemalaksoy.org

Olay örgüsü ile yaşanmış olay farklıdır. Olay örgüsünün yaşanması mümkün değildir; olay örgüsü, okuyucuda ve dinleyicide estetik etki uyandırmak amacıyla düzenlenir. Gündelik hayatta yaşanan olayların anlatılmasında estetik etki değil, gerçekliği dile getirmek esastır.

Edebiyatın temel özelliklerinden biri kurmaca (tasarlama) olmasıdır. Bu durumda yaşanmış olanı, somut gerçekliği anlatmak edebiyatın amacı olmasa gerek. Edebiyat, somut gerçeklikten, olmuş ya da olabilecek olaylardan yararlanabilir ancak bu gerçekliği olduğu gibi yansıtmaz; insana özgü gerçeklik aracılığıyla değiştirir, kurgular.

İnsana özgü gerçeklik, yalnızca yaşanan somut gerçeklik değildir. Hayal, tasarı, izlenim ve benzeri hususlar da insana özgü gerçekliktir.

Olaylar, kurmacaya ve insana özgü gerçekliğe bağlı bir düzen içinde bir araya gelerek anlatmaya bağlı edebi metinlerin olay örgüsünü oluşturur.

Olay örgüsü kişilere bağlı olarak gelişir, bir mekanda gerçekleşir, belli bir zaman diliminde oluşur ve bir anlatıcı tarafından aktarılır.

Anlatmaya Bağlı Metinlerde Kişiler

Kişiler; olayın, olay örgüsünün doğmasını ve gelişmesini sağlar. Kişi olmadan olayın olması ve gelişmesi mümkün değildir. Edebi metinlerde kişiler, taşıdıkları özelliklere göre tip ya da karakter oluştururlar.cemalaksoy.org

Tip:

Belirli bir mesleği, zihniyeti ya da çevreyi temsil eden, kalıplaşmış davranışlar ve konuşmalar sergileyen, aynısı ve benzeri başka eserlerde ve karşımıza çıkabilecek kahramanlara denir.

Tip’ler ya tamamen iyi ya da kötüdür, yani tek yönlüdür.

Karakter:

Duygu, düşünme, konuşma ve davranış yönüyle bireysel özellikler gösteren; kendine özgü kişilik özellikleriyle diğer insanlardan ayrılan, yer aldığı eserin olay örgüsü ve içeriği ile birlikte ele alınıp çözümlenebilen bu bakımdan başka eserlerdeki benzerlerinden ayırt edebilen kahramanlara denir.

Karakter tek yönlü değildir, farklı davranış özellikleri sergilerler.

Anlatmaya Bağlı Metinlerde Zaman

Olay örgüsünün gerçekleştiği süreye denir. Anlatmaya bağlı edebi eserler belli bir zaman diliminde gerçekleşir.

Anlatmaya Bağlı Metinlerde Mekan

Anlatmaya bağlı edebi metinlerde olay örgüsünün gerçekleştiği yerdir.

Anlatmaya Bağlı Metinlerde Tema

Bir sanat eserinin merkezinde yer alan temel duygu ve düşünceye tema denir. Dolayısıyla tema; anlatmaya bağlı edebi metinlerde olay örgüsünü oluşturan birimlerin kesiştiği yerdir. Yani yapıttaki olaylar bir temaya bağlı olarak gelişir.

Olay örgüsünü meydana getiren parçalar arasındaki çatışma bizi metnin temasına götürür, yani tema; metindeki temel çatışmanın en kısa ifadesidir.

Tema; sosyal hayatla, düşünce tarihiyle ve eserin yazıldığı dönemle ilişkilidir.cemalaksoy.org

Anlatmaya Bağlı Metinlerde Çatışma

Her olay; aslında insanın özlem, arzu, istek, hayal, ihtiras vb. istekleri sonucunda doğar. Bu durum bir kavgayı, zıtlığı veya bir sorunla karşılaşmayı da beraberinde getirir. Bu sorun çok yönlü olabilir, insanların birbirleriyle ve doğayla çatışmaları hatta kendi iç çatışmaları biçiminde gelişebilir. Bu çatışmaların oluşumu, gelişimi ve çözümü de olay örgüsünü var eder.

Amaçlar, içinde bulunulan durumlar, kişilik özellikleri… Kahramanlar arasındaki çatışmayı doğurur; bu durumların yoğunluğuna bağlı olarak da çatışma keskinleşir.

Edebi metinlerde temel çatışmanın öz bir şekilde ifade edilmesi temayı oluşturur.

Anlatmaya Bağlı Metinlerde Dil ve Anlatım

Bir duyguyu, bir düşünceyi, bir konuyu söz veya yazı ile bildirme, ifade etmeye anlatım denir. Anlatma ve anlama, insanların birbirleriyle iletişim kurmalarında vazgeçilmez unsurlardır. Bu iletişimin malzemesi ise dildir.

Dil en önemli iletişim aracıdır. İnsanlar anlatmayı ve anlamayı dilin olanaklarıyla gerçekleştirir. İnsanların iletişimde kullandıkları dil; doğal dil, yani konuşma dilidir. Günlük konuşmalarda dil genellikle göndergesel işlevde kullanılır.

Dilin Göndergesel İşlevi

Anlatılmak istenen doğrudan anlatılır. İleti; doğrudan (olduğu gibi) yansıtıldığı için sözcükler gerçek anlamlarıyla kullanılır; şiirsel anlatıma, mecaz, yan anlam ve imgelere yer verilmez.

Edebi metinlerdeki dil, bilinen özellikleriyle kullanılmaz. Kaynağı doğal dildir fakat doğal dilden farklı kullanılır. Edebi metinlerde kullanılan dil; yan anlamlarla, dönemin zevk ve anlayışına göre zenginleştirilerek kullanılır.

Edebi metinlerde anlatım, olay ve tema etrafında gelişir ve edebi metnin türüne göre farklı özellikler taşır.

Anlatmaya bağlı edebi metinlerde, yazar, anlatma görevini kendisi yapmaz; bir anlatıcıya verir. Anlatıcı; olayları okura aktaran, anlatan kurmaca bir kişidir. Anlatıcı, bu açıdan anlatmaya bağlı edebi metinlerin ayrılmaz parçasıdır. “Olayı kim anlatıyor?” sorusu bizi anlatıcıya götürür. Okuyucu, eserdeki her şeyi anlatıcıdan öğrenir.

Anlatıcı, olayları okuyucuya aktarırken kendine özgü bir bakış açısı geliştirir. Anlatıcının durumuna bağlı olarak üç tip bakış açısı vardır:

İlahi Bakış Açısı

İlahi bakış açısına sahip anlatıcı; olayların içerisinde yer almasına rağmen kahramanların düşüncelerini, ruhsal durumlarını, niyetlerini bilir ya da sezer; geçmişlerini ve geleceklerini bilir; her zaman ve her yerdedir, aynı anda farklı yerlerde meydana gelen olayları betimler. Kısaca, olayın tüm ayrıntılarını, görünen ve görünmeyen tüm yönlerini bilmektedir. Anlatının tüm verilerine hakimdir. Bu bilgisi çerçevesinde, öykünün yaratıcısı olduğunu da sezdirir okuyucuya. Olayları açıklar, yorumlar.

Kahraman Anlatıcının Bakış Açısı

Kahraman anlatıcının bakış açısına sahip anlatıcı, aynı zamanda metnin asıl kahramanlarından biridir. Olaylar bu kişi tarafından okuyucuya aktarılır. Kahraman anlatıcının bakış açısına sahip anlatıcı; ilahi bakış açısına sahip anlatıcıdan farklı olarak sadece bildiklerini, gördüklerini ve duyduklarını okuyucuya aktarır. Bilmediklerini anlatma durumu yoktur.

Gözlemci Anlatıcının Bakış Açısı

Gözlemci bakış açısına sahip anlatıcı, olay örgüsünde çok fazla ön plana çıkmayan ya da hiç yer almayıp da olayları sadece gözleme bağlı olarak yansıtan kişidir. Bu kişi, gördüğünü duyduğunu nesnel ve tarafsız bir biçimde anlatır. Bu bakış açısında, kahramanların düşünceleriyle ilgili bilgilere ve öznelliğe yer verilmez. Burada esas olan, olayları kamera gerçekliğiyle aktarma ve göstermedir.

Bir edebi metinde birden fazla bakış açısı kullanılabilir.

Anlatmaya Bağlı Metinlerde Gelenek

Geleneği; bir toplumda, bir toplulukta eskiden kalmış olmaları dolayısıyla saygın tutulup kuşaktan kuşağa iletilen, yaptırım gücü olan kültürel kalıntılar, alışkanlıklar, bilgi, töre ve davranışlar olarak tanımlamıştık.

İnsanın koyduğu her yapıt geçmişten geleceğe uzanır. İnsanoğlu kendi geçmişinden aldığını; bulunduğu çağın bilgi birikimi, göreneği, zevk ve düşünce anlayışı vb. özellikleriyle yoğurarak geleceğe ulaştırır. Bütün bu süreç, geleneği oluşturur.

Olay çevresinde oluşan edebi metinler de bu süreç ve oluşumun dışında değildir; yani daha önce yaşamış sanatçıların yapıtları, düşünceleri, sosyal ve kültürel ortamların farklı söyleyiş ve özellikleri geleneği oluşturur.

Anlatmaya Bağlı Metinlerde Anlama ve Yorumlama

Dil bir iletişim aracıdır. Bu iletişim aracı aynı zamanda edebi metinlerin malzemesidir. İletişim sırasında, iletinin okuyucuda uyandırdığı her türlü etkiye ise anlam denir. Her edebi metnin bir anlamı vardır. Anlamsız bir yapıdan söz etmek mümkün değildir.

Anlam ile yorum arasında ilgi vardır fakat bu kavramlar aynı anlama gelmez. Bir yazının veya bir sözün belli bir görüşe göre açıklanmasına, anlaşılması güç yönlerinin aydınlığa kavuşturulmasına yorum denir. Anlamdan hareketle yorum yapılır.

Bir metnin yorumlanabilmesi için önce anlamsal ayrıntılarının algılanması gerekir. Anlam ise bir sözcükten, bir sözden, bir davranış veya olgudan anlaşılan şey, bunların hatırlattığı düşüncedir.

Anlamın kaynağı sözcük, söz ya da olgulardır. Sanatçı, anlam kapsamı tarihi süreç içinde oluşmuş olan herkesin ortak paydası olan dili yeni anlamlar taşıyabilecek şekilde kullanır.

Edebi metinler, bilimsel metinlerden farklıdır. Bilimsel metinlerin tek anlamı vardır, edebi metinler ise çok anlamlıdır. Farklı ve yeni anlamların oluşmasında, olay çevresinde oluşturan edebi metinlere ait bütün öğeler (yapı, tema, gelenek, dil ve anlatım vb.) etkilidir.

Edebi metinlerde, açıkça dile getirilen unsurlar bulunduğu gibi açıkça ifade edilmeyen, okuyucunun yorumuna bırakılan anlamlar da vardır. Bu durum, edebi metnin, her okunduğunda okuyucuya farklı bir şey söylemesini ve farklı bir tat vermesini sağlar. Tabi bu durumu sadece edebi metin bağlamında ele almamak gerekir. Bunda okuyucunun durumunun, psikolojisinin de rolü vardır.

Olay çevresinde oluşan edebi metinler; okuyucunun kültürüne, anlayışına, zevkine, içinde bulunduğu duruma ve psikolojik haline göre yeni anlam değerleri kazanır.

Anlatmaya Bağlı Metinlerde Metin ve Yazar

Edebi metin, malzemesi dil olan güzel sanat etkinliğidir. Edebi metnin yazılmasındaki amaç güzellik oluşturmaktır. Bu eylemin sahibi ise yazar, yani edebiyatçıdır. Bu durumda sanat ile sanatçı arasındaki ilişki, olması gereken bir gerçektir.

Yazar ile metin arasındaki ilişki, sanatın gerekleri dışına çıkamaz çünkü edebi metin anı, günlük, tarih ya da yaşam öyküsü değildir. Edebi metin, belge niteliği taşımaz.

Yazar, yaşadıklarından, gördüklerinden ya da dönemin sosyal gerçeklerinden yararlanabilir ancak bu yararlanma, sanatın gerçekliği çerçevesindedir; yani yaşanan gerçeklik kurgulanarak, değiştirilerek, sanatın süzgecinden geçirilerek metne yansıtılır.

Olay çevresinde oluşan edebi metinlerde belge niteliğinde yaşanmış gerçeklik söz konusu değildir. 

CEVAP VER