Anlatmaya Bağlı Metinlerin Yapı Unsurları Bakımından Değerlendirilmesi

  Anlatmaya Bağlı Metinlerin Yapı Unsurları Bakımından Değerlendirilmesi

Anlatmaya bağlı metinleri yapı unsurları olan kişi, yer, zaman, mekan ve olay örgüsü öğelerine göre ele aldık. Bu unsurlara göre anlatmaya bağlı metinlerin genel özelliklerini belirttik.

Metin ve Zihniyet

Zihniyet, belirli bir dönemde karşımıza çıkan sosyal, siyasal, askeri, dini ve eğitimsel durumun oluşturduğu düşünce ve duygu bütünüdür.Daha önce de üzerinde durduğumuz gibi ortaya çıkarılan her metin oluşturduğu düşünce ve duygu bütünüdür.Daha önce de üzerinde durduğumuz gibi ortaya çıkarılan her metin oluşturulduğu dönemin zihniyetinden izler taşır. Hiçbir metin döneminden bağımsız olarak ele alınamaz. Olay çevresinde oluşan edebi metinler de yazıldıkları dönemden izler taşır.

Aşağıdaki örnek me tinlerde zihniyet kavramının ne kadar ön planda olduğunu somut olarak görebiliriz.

      I.       Metin:

Beni kolordu emrine veren kağıtla dört nala gidiyordum. Akşam karanlığı basıyordu. Yine vadide çadırlar kocaman ateş böceği gibi sarı tarlalarda yanıyorlar. Ötede beride titreyen büyük alevler önünde insan karartıları havada çarpan birer kanat gibi… Ağırlıkları nim kızıllık içinde garip ve gayri tabii şekillerde… Seyyar hastane en aydınlık ve en kocaman, ötekilerden ayrılıyor. Bakmadan seyyarın içinde Ayşe’nin sakin adımlarla dolaştığını, büyük rahim ellerinin şifa ve teselli dağıttığını biliyorum. Köyün methalinde nöbetçiye Erkan-ı Harp Reis’inin yerini sordum: “Doğru git, sağa sap.” Dedi. Köyün üstündeki dağ kocaman kara bir yığıntı halinde mini mini beyaz evlerin üstüne abanmış görünüyor.

……..

   II.        Metin

Altmış iki yaşta Allah ışık saldı;

Baştan ayağa gafletlerden kurtarıverdi;

Can ve gönlüm, akıl ve idrakim “Allah!” dedi;

Bir ve varın, didarını görür müyüm?

Yukarıda verilen birinci metin Halide Edip Adıvar’ın Ateşten Gömlek adlı eserinden alınmıştır bu eserde kurtuluş savaşı anlatılmaktadır.  Dönemin zihniyeti eserde izlerini göstermektedir. Vatan sevgisi ve vatan savunması gibi konular bu dönemde en çok işlenen konular olmuştur.

İkini metin ise Ahmet Yesevi’nin Divan-ı Hikmet adlı eserinden alınmıştır. Bu metin 12. yy kaleme alınmış bir metindir. Bu metinde İslam dinini özellikleri işlenmiştir. Amaç, insanlara öğütler vermek ve yol göstermektir. Yeni tanışılan dinin özellikleri oturtulmak istenmektedir. Dönemde hakim olan zihniyet metne yansımıştır.

Anlatmaya Bağlı Metinleri Oluşturan Yapı Unsurları

Oluşturulan her metinde aşağıdaki unsurların bulunması gerekmektedir. Metinler, bu unsurların sistemli bir şekilde bir araya getirilmesiyle oluşmaktadır.

Olay: Edebi metinlerde oluşan olaylara denir. Olaylar çeşitli şekillerde meydana gelebilir.

Olay örgüsü: Edebi bir metin içerisinde birden fazla olayın oluşması durumudur. Bu olaylar arasında neden-sonuç ilişkisi bulunmalıdır. Olaylar birbirinden bağımsız meydana gelmemelidir. Olaylar arasında kurgusal bütünlük olmalıdır. Edebi metinlerde olaylar, çoğu zaman kronolojik olarak sıralanmaktadır. Ancak yazar, olayları geri dönüşlerle de verebilir. Olay örgüsü edebi metinlerde serim, düğüm, çözüm bölümleri olarak sıralanmaktadır.

Kişiler: Metinlerde başından olay yada olaylar geçen kişiler bulunmaktadır. Anlatılan olayın içeriğine göre kişi kadrosu dar yada geniş olabilmektedir. Metinlerde kişiler hayali yada gerçek olabilmektedir. Kişiler metinlerde daha çok hayali olarak karşımıza çıkmaktadır. Metinlerde ki kişileri tip ve karakter olmak üzere iki gruba ayırmak mümkündür. Karakter, ait olduğu metin çözümlenebilen, kendine has özelliklere sahip kişilerdir. Tip, belli bir zümreyi temsil eden, benzerleri başka eserlerde de karşımıza çıkabilecek kişilerdir.

Mekan: Metinlerde olayların gerçekleştiği yere mekan denilmektedir. Kişilerin yaşam tarzlarına, olayların meydana geliş şekillerine göre metinlerdeki mekanlar değişiklik gösterebilir. Mekan ve kişiler arasında bütünlük olması gerekmektedir.

Mekan, olayların okuyucu ya da izleyici gözünde daha iyi anlaşılmasını sağlar.

Zaman: Olayların gerçekleştiği, ana döneme verilen addır. Zaman kavramı olaylara göre çok uzun yada çok kısa olabilir. Örneğin; olaylar birkaç saatte sona erebileceği gibi, yıllarca da sürebilir.

Örnek: Zaten akşam olmuş, harap bacanın üzerine yuva kuran leylekler çoktan yerlerine dönerek gagalarını vurmaya başlamıştı. İki dağ arasına sıkışmış sulak toprakların, ufacık sinekler titreyen durgun havasında, bu koca kuşların şamatası, değirmen ve su gürültüsünü bastırarak bir hamam yankısıyla taşlara çarpıyor, kulakları sabunlanmış bir adamın duyduğu uzak fakat korkulu bir uğultulu, yuvarlanan bir bakır tas gibi uzaklara koşuyordu.

Burası köylerden hayli içeride bir su değirmeni idi. Güneş, sırtın arkasındaki boşluğa gömülünce sular kararır; yalnız yüksek kavakların dumanlı tepelerinde yapraklar birer renkli fener gibi bir süre aydınlık kalırdı. Sonra onlarda söner; bu dar, rutubetli yer; bir hamam gibi en ufak sesi genişleten, büyülten bir yetenekle, sabah kadar yatağından taşan derenin şakırtısını dinlerdi.

Taselyalı Değirmenci Bekir, tekneye biriken sıcak ve çakmak kokulu unları alışkanlıkla bir daha avuçladıktan sonra durdu ve çuvala doldurulmasını ertesi güne bırakarak gitti, derenin köpükler içinde çevirdiği pervaneyi durdurdu…….

Yukarıda verilen örnek metnin yapı unsurlarını beraber bulalım.

KİŞİLER: Tesalyalı Değirmenci Bekir

YER: Bir su değirmeni

ZAMAN: Akşam vakti

OLAY: Su değirmeninde değirmencinin çalışması

Tema

Bir eserin ana duygusudur. Olaylar bir temel çatışma etrafında gerçekleşir.

Tema, “korku, ihanet, dürüstlük, sevgi …” gibi genel ve soyuttur. Temanın sınıflandırılması ise konuyu oluşturur. Konu, somuttur. Mesela “savaş” tema, “Kurtuluş Savaşı” ise konudur.

Örnek:

Ben de ağlamaya başladım. O hastalığından beri Pervin’in yanında yatıyordum. O gece hiç uyuyamadım. Dalar dalmaz Hasan’ın hayali gözümün önüne geliyor, ‘iftiracı, iftiracı!’ diye karşımda ağlıyordu. Küçük muhayyilem o vakit ki dini terbiyenin dehşetleriyle dolmuştu. Yarın ahiret… Kim bilir kardeşim o haksız yediği tokatın hakkını benden nasıl çıkaracaktı? Pervin’i uyandırdım.

Ben Hasan’ın yanına gidiyorum.

Niçin?

Babama bir şey söyleyeceğim.

Ne söyleyeceksin?

Kaşağıyı ben kırmıştım, onu söyleyeceğim.

Hangi kaşağıyı?

Geçen seneki… hani babamın Hasan’a darıldığı…

Lafımı tamamlayamadım. Derin hıçkırıklar içinde boğuluyordum. Ağlaya ağlaya Pervin’e anlattım. Şimdi babama söylersem Hasan da duyacak, belki beni affedecekti…

………………………..

Yukarıdaki örnek metin, Ömer Seyfettin Kaşağı adlı hikayesinden alınmıştır. Yazar bu hikayede doğruluk temasını işlemiştir. Tema her ne kadar kişisel gibi görünse de hikaye toplumsal mesaj taşımaktadır.

Anlatımda Bakış Açıları

İlahi bakış açısı: Bu bakış açısında anlatıcı, sınırsız bir bilgiye sahiptir. Olaylar ve kişiler hakkında her şeyi bilmektedir. Kişilerin gizli duygularını ve içlerinden geçenleri aktarmaktadır. Anlatıcı, kendi fikirlerinide konuya dahil edebilmektedir. Bu bakış açısının diğer bir adı hakim bakış açısıdır.

Kahraman bakış açısı: Burada anlatıcı olay kahramanlarından biridir. Bu nedenle olaylara tanık olmaktadır. Sadece kahramanın gözünden olayları aktarmaktadır. Okuyucuyu, kahramanın bilgisi ve tanıklığı kadarını bilebilmektedir. Burada iç konuşmalar ve beyinden geçen düşünceler ön plandadır. Birinci kişi anlatımı vardır.

Gözlemci bakış açısı: Bu bakış açısında olaylar objektif şekilde aktarılmaktadır. Olaylara ekleme ya da çıkarma yapılamamaktadır. Anlatıcı sadece gördüklerini aktarmaktadır. Olayların altındaki ruhsal çözümlemelere değinmemektedir. Bu bakış açısında bir kamera nesnelliği vardır.

Metin Ve Gelenek

Gelenek, kişilerin duygu ve düşüncelerinin sonraki nesillere aktarımıdır. Sanatçı bir geleneğin içinde var olmuştur. Oluşturduğu eserlerde de bu gelenekten izleri aktarmaktadır. Gelenek, eserlere şekil vermede önde gelen unsurlardan biridir. Aşağıdaki iki metin örneğinde gelenekten izler görülmektedir.

1.   Metin

Ya Rab bela-yı aşk ile kıl aşina beni

Bir dem bela-yı aşkdan etme cüda beni

 

Ya Rab mana cism ü can gerekmez

Canasuz cihan gerekmez

2.   Metin

Saz ve oyun başladı. Ağır, uyutucu bir havaya uydurulmuş yayık söyleyişli anlamsız bir türkü, kasabanın en seçme türküsü, şimdi bu ahırın tozlu bir eşya gibi oynatıldıkça insanın nefesini tıkayan kirli havasını sarıyordu.

Yukarıda verilen metinlerin her ikisinde de bir olay aktarılmaktadır. Olaylar yazarların içinde bulundukları geleneğe göre şekil kazanmıştır. Birinci metin aruz ölçüsü ile yazılmıştır, şiir şeklindedir. Fuzuli’nin Leyla ve Mecnun mesnevisinden bir bölümdür. İçine bulunulan gelenek şairi etkilemiştir. İkinci metin ise Cumhuriyet Dönemi hikayecilerinden Refik Halit Karay’ın “Sarı Bal” adlı hikayesinden alınmış bir bölümdür. Burada ise olay, düz yazıyla ve açık bir dille işlenmiştir.

CEVAP VER