Dokuzuncu Hariciye Koğuşu Romanı Özeti, Olay Örgüsü, Şahıs Kadrosu, Konusu, Tahlili

Dokuzuncu Hariciye Koğuşu Romanı Özeti, Olay Örgüsü, Şahıs Kadrosu, Konusu, Tahlili

Dokuzuncu Hariciye Koğuşu Romanı Konusu:

Romanda fakir ve dizinden rahatsız olan bir çoçuğun kendinden dört yaş büyük bir kıza aşık olması, beraberliği getirmeyen bu aşkın yaşattığı sıkıntılar, rahatsızlığının artmasıyla birlikte ameliyat olması anlatılmaktadır.Türk dili ve edebiyatı öğretmeni Cemal Aksoy tarafından hazırlanan roman incelemesini aşağıdan görüntüleyebilirsiniz.cemalaksoy.org

Dokuzuncu Hariciye Koğuşu Romanı Ana Fikri:

Bize verilen öğütleri dikkate almalı, hayallerin peşinden koşmamalıyız. Aksi takdirde kaybeden yine biz oluruz.

Dokuzuncu Hariciye Koğuşu Romanı Kısa Özeti:

Yazarın küçüklüğünden beri çektiği hastalık onu hastanelerden tiksindirmiştir. Fakat durumu ciddiyetini korumaktadır. Annesi ile kenar mahallelerin birinde virane ahşap bir evde yaşamaktadır. Bir gün ameliyat olması gerektiğini öğrenip hastaneden döndüğünde evde annesini bulamaz ama odanın halinden annesinin şiddetli bir baş ağrısı geçirdiğini anlar. O sırada annesi gelir. Yazar ise annesini üzmemek için ona gerçekleri anlatmaz. Kendi doktoruna gidip ona gözükmesi gerektiğini söyler. Annesi yazarın Erenköy’e gideceğini öğrenince paşanın da onu merak ettiğini söyler. Ertesi gün yazar önce paşaya gider. Paşa ilk olarak sağlık durumunun nasıl olduğunu sorar yazar da kaçamak cevaplar vererek olayı geçiştirir. Daha sonra odaya Nüzhet gelir yazardan getirmesini istediği kitapları alır. Kızı gidince paşa yazara bir de doktor Ragıp Bey’ e görünmesini tavsiye eder. Paşanın uzaktan akrabası olan yazar küçük yaşlardan beri onunla konuşur, ona kitap  okur. O akşam yine bir roman okumaktadır fakat paşa uyuyunca Nüzhet’ le birlikte bahçeye gider ve muhabbet ederler. Yazar on beş yaşında ve aralarında dört yaş olmasına rağmen Nüzhet’ i sevmektedir. Ancak onun da aynı duyguları hissettiğinden emin olmaz. Bahçede konuşurken doktor Ragıp’ ın Nüzhet’ i istediğini duyunca önce üzülür ama Nüzhet oralı olmayınca, duyduğu şüpheye rağmen keyfi yerine gelir.  Daha sonra Nüzhet annesinin isteği üzerine uyumaya gider ve yazar da kendine olan tüm güvenini kaybeder. Hastalığı onu normal yaşından çok daha olgun davranmaya sevk etmiştir. Doktorun ikazlarına rağmen baston kullanmayan yazar o gece yatakta yorgun ve acı içinde kıvranmaktadır. Henüz uyumadan Nüzhet yazarın evine uğrar ve uyuyamadığını bahane ederek tekrar koyu bir muhabbete başlarlar. Ertesi gün yazar erkenden doktara gideceğinden Nüzhet onun uyumasını ister.( cemalaksoy.org)  Fakat yazar ona karşı olan zaafiyetini daha fazla saklayamaz, onu kendisine çekip bir kere öper ve Nüzhet şaşkınlık içerisinde koşarak eve gider. Sabah olunca yazar Kadıköy'e gider ve paşanın istediği kitapları alır ve sonra da annesine bir ay içerisinde gelemeyeceğini yazar. Oradan da doktora gider fakat operatörün dersi olduğundan görüşemezler. Operatörle akşama görüşebilen yazar ondan baston kullanması ve iyi yemesi ve dinlenmesi konusunda uyarı alır. İşi bitip köşke dönen yazar içeriye girdiğinde kendisinden gizli birşey konuşulduğunu anlar ve üzüntü içerisinde bahçeye oturmaya çıkar. Daha sonra Nüzhet gelir ve yazar içeri girdiğinde annesinin dolabın arkasında çıplak olduğunu söyleyerek onu rahatlatır. Fakat akşam Nurefşan ona gerçekleri yani Nüzhet ile doktor Ragıp’ın durumlarını konuştuklarını söyler. Yazar hayal kırıklığına uğrar ve Nüzhet’ in odasına konuşmaya girer. Nüzhet yine yazarı ikna eder. Daha sonra ikisi de uyurlar. Ertesi günü Nüzhet’ le bahçede geçiren yazar Nüzhet’ le cinsel yakınlaşmalara girer. O akşam doktor Ragıp yemeğe gelir ve yazar hiç oralı olmaz. Konukları gidince Paşa yazara doktor hakkında görüşlerini sorar o da Ragıp’ ı Nüzhet’ e yakıştıramadığını söyler bunu duyan yengesi de içinden yazara karşı kin tutar. Bir gün yazar yengesinin Nüzhet’i mikroplara karşı uyardığını ve eşyalarımızı ayırdım dediğini duyar ve bunun üzerine evi terk etme kararı alır. Ancak annesinin de o gün paşalara geleceğini duyması kararını değiştirmesine neden olur. Hızla geçen günlerden sonra nihayet evine dönen yazarın ağrıları gün geçtikçe arttığından annesi onu fakülteye götürür. Operatör ona durumun ciddiyetini hatırlatır ve yerinden bile kıpırdamamasını ister. Evi birden kalabalıklaşan yazarın yakınları onu teselli etmeye çalışır. Tekrar fakülteye gittiğinde operatör bacağın kesilmesi gerektiğini söyler fakat buna razı olmayan yazar birden bayılıverir. Bundan etkilenen operatör kasaplardan farkı olmaları gerektiğini söyleyip yazara, üç aylık bir sürede bacağını kurtarmak için hastanede kalması gerektiğini söyler. Yazar bunu kabul etmek zorunda kalır ve Dokuzuncu Hariciye Koğuşuna yatırılır. Burası ona hapishane gibi gelir ve ilk gecesi olaylı biter. Bu korkuya dayanamaz ve bütün gücüyle bağırıp çağırır. Zor geçen günlerin sonunda ameliyat günü gelir. Ameliyatı bitince yedinci pansumanda doktor bacağın kurtulduğun ancak yer basamayacağını söyler. Daha sonra da Nüzhet’ ten gelen karttan Paşanın hastalandığını Nüzhet’ in de doktor Ragıp’ la nikahlanacağını öğrenir. Acılar içinde geçen günlerin sonunda annesi doktor Mithat ve arkadaşı onu hastaneden taburcu ettirirler. 

9.hariciye koğuşucemalaksoy.org

Dokuzuncu Hariciye Koğuşu Romanı Genel Değerlendirmesi, Şahıs Kadrosu, Olay Örgüsü:

Şahıs Kadrosu:

 

Yazar: Tek bacağından acı çeken ve ümitleri peşinde rüyalar aleminde koşan birisi.

Nüzhet: Yerinde duramayan yaşam dolu son derece hareketli birisi.

Paşa: Disiplinli, yardım sever ve dediğim dedik, inatçı birisi.

Yengesi: İçten pazarlıklı kızının iyiliğini düşünen bir anne.

Nurefşan: Köşkün hizmetçisi ve yazarın mutluluğu için elinden geleni yapan birisi.

Doktor Ragıp: Bakımlı ve kültürlü bir doktor.

Doktor Mithat: Yazarın doktoru.

Operatör: İnsanlığa faydalı olmaya çalışan bilinçli bir tıp adamı.

MEKAN:
Olay 3 ayrı mekanda geçmektedir: hastane,çocuğun kenar mahallelerin birinde bulunan evi ve Erenköy’deki köşktür.

ZAMAN:

 Romanda anlatılanlar 5 Teşrinievvel 1915’te (Safa, a.g.e. s:113) geçmektedir; bunu hasta gencin  romanın sonunda defterine düştüğü tarihten anlıyoruz. Bu romanda anlatılanlar I. Dünya Savaşı’nın başlangıç yıllarına rastlar (vak’a zamanı), bu yıllarda yaşanmış olan olaylar, 14-15 yıl sonra kaleme alınıp anlatılır (anlatma zamanı).
BAKIŞ AÇISI:
 Kahraman  bakış açısı kullanılmıştır:
“Ve baktım: minderde üst üste konmuş iki yastık. (Demek annem biraz rahatsızlanmış ve buraya uzanmış). Masanın yanında rafın önüne çekilmiş bir sandalye. ( Demek annem en üst raftan bir ilaç şişesi almış ). Ha… İşte masanın üstünde bir şişe: Kordiyal.(Demek annem bir fenalık geçirmiş). Minderin üstünde ıslak, buruşuk bir mendil. (Demek annem ağlamış).

 

Dokuzuncu Hariciye Koğuşu Peyami Safa'nın psikolojik roman tarzında yazdığı bir eserdir. Peyami Safa eserinde geniş ve ayrıntılı ruhsal tahlil ve betimlemelerine yer vermiştir. Her şeyden önce başarılı bir yazar tarafından yazılan klasik bir romandır. Dokuzuncu Hariciye Koğuşu romanı 124 sayfadan oluşmaktadır. 

 Dokuzuncu Hariciye Koğuşu Romanı Yazarı Hakkında Bilgi:

Peyami Safa Hakkında Bilgi Almak İçin Tıklayınız.

CEVAP VER