Goriot Baba Geniş Özeti, Konusu, Ana Fikri, Olay Örgüsü, Şahıs Kadrosu, Tahlili

Goriot Baba Geniş Özeti, Konusu, Ana Fikri, Olay Örgüsü, Şahıs Kadrosu, Tahlili

Fransız yazar Honero de Balzac'ın karakter roman özelliği gösteren, realizm (gerçekçilik) akımının en önemli eseri olan Goriot Baba romanıyla ilgili hazırladığımız eser inceleme-değerlendirme-tahlil yazısını aşağıda bulabilirsiniz. Bu inceleme- değerlendirme yazısında Goriot Baba özeti, Goriot Baba konusu, Goriot Baba Ana fikri, Goriot Baba olay örgüsü, Goriot Baba şahıs kadrosu, Gariot Baba yazarı hakkında bilgi sahibi olacaksınız.

Goriot Baba Konusu

Roman,  hayatını kızlarına adamış zengin bir uncu, makarnacı ve ekmek fabrikatörü Mösyö Goriot'un Madam Vauquer Pansiyonu'na yerleşmesinden sonra her şeyini kızlarının zevki uğruna kaybetmesi sürecini anlatır.  Bu pansiyona yerleşmesi ile kızlarının sonu gelmeyen isteklerini yerine getirmek için servetini git gide bitirmekte olan Goriot Baba’nın maddi ve manevi olarak tükenişi romanın ana kurgusudur.

Goriot Baba Ana Fikri

Çok zengin olmak çok para kazanmak, çocukların her istediğini almak iyi bir baba ve mutlu bir insan olmayı sağlamaz. Zenginliğimizi çocuklarımıza sunarken ölçüyü elimizden kaçırmamalıyız.

Goriot Baba Romanı Geniş Özeti

goriot babaGoriot Baba, Paris’te bir pansiyonda kalmaktadır. Pansiyondakiler  Goriot’un kim olduğunu bilmeden ona çok saygı duymaktadır. Çünkü Mösyö Goriot pansiyonun en iyi odasını kiralamış zengin bir adamdır. Oldukça bakımlı, iyi giyimli, sevecen servet sahibi biridir.

Roman Pansiyon sahibi Madam Vauquer’in fiziki tasviri ve pansiyonun mekânsal betimlemeleri ile olayı derinleştirmeye başlar.  Pansiyondaki herkes onun hakkında bir şeyler uyduruyordu.

Goriot Baba’nın iki kızı vardı: Delphine ve Anastasie. Kızları arada bir gelip babalarını görüyorlardı. Pansiyondakiler gelen giden bu kızların Goriot Baba’nın metresleri olduğunu zannediyordu.   Goriot Baba ile Pansiyondakiler çok nadir de olsa yemek yeme vakitlerinde bir araya gelebiliyordu.  Böyle bir yemek yeme esnasında Goriot Baba’nın rahatsız olmaması için dikilen güneşliğin önünde madam imayla:

-Güzeller tarafından sevildiğiniz için güneş gelip sizi buluyor. Çok güzel bir zevkiniz var doğrusu, demişti

Goriot Baba, gülerek:

-Gelen kızımdı. Dedi.

Goriot Baba iş hayatında başarılı, iyi para kazanmış, eski bir tüccardı.  Kızı Anastasie de Restaud ile küçük kızı Dephine de Nucingen paraya sıkıştıklarında babalarının yanına koşmakta ondan para almaktadır. Goriot Baba neredeyse kızları için yaşamaktadır. Nefes alıp vermesi bile çocukları içindir. Yıllarca biriktirdiği paralarını hiç düşünmeden onların önüne sermiştir. Onların bir dediklerini iki etmemiş, her istediklerini almıştır. “Benim canım iki kızımdadır. Onlar eğleniyorsa, mutluysa, güzel giyinmişse, halılar üstünde yürüyorsa, ben şu ya da bu kumaşı giymişim, şurada ya da burada yatmışım, ne önemi var? Onların yeri sıcaksa, ben üşümem; onlar gülüyorlarsa benim canım sıkılmaz.” (s.219)

Kızlarına evlenirlerken sekiz yüz biner frank para vermiştir. “Her birine şöyle böyle sekiz yüz bin frank vermiştim, sert davranamazlardı bana, kocaları da davranamazdı. Kapılarını ardına kadar açıyorlardı: ‘Babacığım, şöyle; babacığım, böyle.’ Sofralarında her zaman yerim hazırdı. Kocalarıyla yemek yiyordum, bana saygı gösteriyorlardı. Hâlâ elimde avucumda bir şeyler varmış gibi görünüyordum. Neden mi? İşlerim konusunda hiçbir şey söylememiştim. İki kızının her birine sekiz yüz biner frank veren adam üzerine titrenecek adamdır. “ ( s.271-273) Paraları tükenince, şehriyeci, nişastacı, makarnacı bir kayınbabayı kendilerine yakıştıramayan damatlar, Goriot Baba’yı yanlarında istememeye başlamışlar, kızlarını da babalarıyla görüşmekten men etmişlerdir.

“İki kızım da çok sever beni. Mutlu bir babayım. Yalnız iki damadım da bana çok kötü davrandı. Bu sevgili yaratıkları kocalarıyla olan uyuşmazlıklarımla üzmek istemedim, kendilerini gizlice görmeyi yeğ tuttum. Bu gizlilik kızlarını istedikleri zaman görebilen öteki babaların anlamadıkları binlerce haz veriyor bana. Ben istediğim zaman göremiyorum kızlarımı, anlıyor musunuz? Bu yüzden, hava güzel oldu mu oda hizmetçilerinden kızlarımın gezintiye çıkıp çıkmayacaklarını soruyorum. Champs-Elysees’ye gidip yollarını bekliyorum… Bir gece, Nasie’yi görmek için sabahın üçüne kadar beklemiştim, iki gündür görmüyordum onu. Neredeyse zevkten çatlayacaktım!.. Türlü türlü armağanlar yağdırmak isterler bana; engel olurum, ‘Paranızı kendinize saklayın! Ben bunları ne yapayım? Hiçbir eksiğim yok benim.’ derim. Gerçekten de ben neyim ki, sevgili Monsieur? Kızları neredeyse ruhu orada olan pis bir ceset” (s125)

Pansiyona ilk geldiğinde birinci kattaki en iyi dairede kalmakta olan Goriot Baba, parası azalınca daha ucuz olan ikinci kattaki daireye, en sonunda ise pansiyonun en ucuz, en kötü, en bakımsız dairelerinin bulunduğu üçüncü katta kalmaya başlamıştır. Goriot Baba’nın adım adım düşüşü, hem kızlarının hem de pansiyondakilerin davranışlarına da yansımaktadır. Bu düşülerine parelele olarak kızlarının da pansiyondakilerin de davranışları değişmektedir. Önceleri saygıdeğer bir insan olarak görülen Goriot Baba’ya artık aşağılık bir insan mış gibi davranmaya başlamışlardır. Üstelik parasının tükenmeye başladığını bile kızları da çok zengin kocaları olmalarına rağmen artık yanına gelmemektedirler. “İşleri var, uyuyorlar, gelmeyecekler. Biliyordum. Çocukların ne olduğunu öğrenmek için ölmeliymiş! Ah, dostum, evlenmeyin sakın, çocuk yapmayın! Siz onlara yaşamı veriyorsunuz, onlar size ölümü. Siz onları yüksek çevreye sokuyorsunuz, onlar sizi kovuyorlar. Hayır, gelmeyecekler! On yıldır biliyorum bunu. Bazı bazı düşünüyordum da inanmak istemiyordum.

 Goriot baba, masrafını iyice azaltarak üçüncü kata çıkmıştı ve aylık masrafını 45 franga indirmişti.  Tütünü unuttu, berberi savdı ve saçına pudra sürmez oldu. Maddi ve manevi durumu bunu kuvvetlendiriyordu. Elbiseleri eskidikten sonra kendisine ucuz elbiseler alıyordu. Elmasları, altın tabakası vs. birer birer ortadan kayboldu. Artık kötü elbiseler giyiyordu. Yüzü değişti, alnı çizgi çizgi oldu, çıkıklaştı.  “Kızlarım da benim kötü huyumdu, benim sevgililerimdi onlar, her şeyimdi! Her ikisine de hep bir şeyler, süsler müsler gerekiyordu, oda hizmetçileri söylüyorlardı bana, ben de iyi karşılanayım diye alıyordum bunları! Ertesi günü bile beklemediler. Benden dolayı yüzleri kızarmaya başlıyordu. Çocukları iyi yetiştirmemenin sonu budur işte. Ama bu yaşta okula gidemezdim ya. (Korkunç acı çekiyorum, Tanrım! Hekimler, hekimler, neredesiniz? Başımı kesip açsalar, bu kadar sızlamazdı.) Kızlarım, kızlarım, Anastasie, Delphine, görmek istiyorum onları. Jandarma yollayın, zorla getirsinler, adalet benden yana, doğa, yasa, her şey benden yana. İtiraz ediyorum. Babalar ayaklar altında çiğnenirse, memleket batar. Açık bir şey bu. Toplum da, dünya da, her şey yıkılır. Ah, bir görsem onları, seslerini bir duysam, ne derlerse desinler, yeter ki seslerini duyayım, acılarım yatışıverir.” (s.271-273)

Dördüncü yılın sonunda artık kendi kendine benzer hali kalmamıştı; artık bambaşka bi adam olmuştu. Şişman, yağlı, sarsak, sersemlemiş ve gamlıydı. Canlı mavi gözleri, demirin gümüşi rengini almıştı. Gözleri sararmıştı. Kızlarının  İkisi de oldukça masraflı, lüks bir hayat yaşıyordu. Babalarının günden güne düştüğü kötü durum umurlarında bile değildi. Tek düşünceleri kendi özel hayatlarıydı.

Goriot Baba, ilgisizlikten, sevgisizlikten ruhsal çöküntüye uğramıştı. Dayanma gücünü yitirmiş, hastalanıp yataklara düşmüştür. Durumu gittikçe ağırlaşmıştır. Kızlarına haber götürürler; fakat kızları babalarının yanına gelmek yerine, bir sosyete balosuna eğlenmeye giderler.

 Goriot Baba ölmeden önce çocuklarını son kez görmek istemiştir. Delphine’i göremeyeceğine çok üzülür.. Pansiyonda kalan bir öğrenci, onun bu isteğini kızlarına ulaştırmıştır.

 Delphine babasının yanına gelmez, diğer kızı Anastasia geldiğinde ise çok geç kalmıştı. Goriot Baba, artık komaya girmiştir, bir süre sonra da ölür. Eugene pansiyona geri döndüğünde siyah bir örtü ile peki iyi sarılmamış tabutu görünce gözyaşlarına boğulmuştur.

Her türlü gösterişten uzak bi cenaze, ne arkasından geleni ne dostu ne akrabası olmayan bir cenaze töreniyle hastenede olması gereken Bianchon, kilisede yapılacak törenin çok masraflı olduğunu, bir dua ile yetinmek gerektiğini belirten bir not bırakmıştır. Eugene bu notu okurken Goriot Baba’ya ait olan, iki kızının saçları bulunan altın halkalı madalyonu Madam Vauquer'in elinde gördü.

Goriot Baba Romanının Şahıs Kadrosu, Mekan, Zaman Bakımından Tahlili

69 yaşındaki Goriot Baba ile yoksul bir hukuk öğrencisi olan 22 yaşındaki Eugene de Rastignac Romanın karakterleridir.

Goriot Baba 

Eski bir makarna ve un fabrikatörü, hafif göbekli orta boylu, mavi gözlü yaşlı  bir adamdır. Paris’in en zengin adamlarından biri olan  Goriot Baba servetinin büyük kısmını kızlarını zevkleri, baloları partileri, eğlenceleri, giysi ve mücevherleri için harcamıştır.  Oldukça fedakâr bir adam olan Goriot Baba için en önemli şey, kızlarının mutluluğudur. Damatları tarafından istenmeyen Goriot Baba, buna hiç içerlememiş ve Malikanesini dahi kızlarına bırakarak  Vauquer Pansiyonu'na yerleşmiştir.

69 yaşında olan Goriot Baba’daki babalık duygusu, her şeyin önüne geçmiş, adeta hastalık derecesinde bir tutku haline dönüşmüştür. Her şartta dahi kızlarına hiçbir suç bulamamakta onların isteklerini yerine getirmeyi hayatının vazifesi saymaktadır.

Eugene de Rastignac

Artık fakir düşmüş olan soylu Rastignac ailesinden Baron Rastignac'ın en büyük oğludur. Rastignac, Paris’e hukuk tahsili için gelmiş asilzadeler arasına girmenin önemini fark ederek, Paris salonlarına adım atmıştır. Goriot Baba ile aynı pansiyonda yaşamaktadır. Romanda olayları aktaran, değerlendiren yansıtıcı bilinç olarak karşımıza çıkar. 

Madam Anastasie de Restaud

Mösyö Goriot'un büyük, güzel, bencil ve gururlu büyük kızıdır.  Anastasie,bir tefeciye olan borcunu,babası Mösyö Goriot'a mektup yazarak,babasının parasıyla kapatır. Kızkardeşi Delphine'in aksine, Paris salonlarında hızlıca yükselmiştir. Salon kadını olmanın gerektirdiği, giderleri büyük ölçüde Goriot Baba karşılamaktadır. 

Madam Delphine de Nucingen

Mösyö Goriot'un küçük kızıdır. Yüksek asilzade sınıfından dostları olmadığı için, ablasıyla rekabet halindedir. Kocasının onu terk etmek üzere olduğu bir zamanda tiyatro locasında Mösyö d'Ajuda'nın aracılığıyla Rastignac'la tanışmıştır. Onun harcamaları ve istekleri de Ablasından aşağıda kalır şekilde değildir. 

Vautrin

Pansiyonun en gizemli ve kötü ahlaklı adamıdır. Vautrin, alaycı sözleri ve kaba davranışlarıyla pansiyondakileri ürküten bir insandır.  Cömert olduğu için Madam Vauquer'in oldukça hoşlandığı biridir. Vautrin,Rastignac'ı etkili sözleriyle yönlendirmeye ve onu kendi çıkarlarına alet etmeye çalışır. Fakat Rastignac ona alet olmaz. 

Madam Vauquer

Pansiyonun sahibesi olana paragöz, cimri ve dul bir kadındır. Madam Vauquer,Mösyö Goriot'un pansiyona yerleştiği ilk yıllarda onu etkileyerek servetinden faydalanmak istemiş,ancak bu amacına ulaşamayınca ona diş bilemeye başlayan basit bir kadındır.

Victorine Taillefer

Zengin babası tarafından reddedilmiş ve Vauquer Pansiyonu'na yerleşmiş şükretmeyi vhaline dua etmeyi bilen dindar biridir. Victorine, kanaatkâr bir kişiliğe sahip ve Rastignac’tan hoşlanan birisidir. 

Madam Couture

Victorine'in akrabası ve koruyucusudur.Victorine'in babasını defalarca insafa davet etmiş olmasına rağmen,karşılık alamamıştır.Madam Vauquer'in en sadık müşterisidir.Victorine'le pansiyonun en pahalı dairesinde kalmaktadır.

Zaman:

1919- 1920 Yıllarıve Paris 

Mekan: 

Paris, sokakları, Vauger Pansiyonu, asilzade ve zengin evleri, 

Goriot Baba Romanı Kaç Sayfa

Goriot Baba romanı 320 sayfadan ibarettir. Realizm akımının tüm izlerinin görüldüğü bu roman, Balzac'ın en önemli eserlerindendir.

Goriot Baba Romanı Yazarı Hakkında Bilgi

Balzac Hayatı, Eserleri, Edebi Kişiliği Hakkında Bilgi Almak İçin Tıklayınız.

Cevap Ver