Hakaniye Türkçesi (Karahanlı Türkçesi) Genel Özellikleri

Hakaniye Türkçesi (Karahanlı Türkçesi) Genel Özellikleri

ders notları, türk edebiyatı ders notları, dil ve anlatım ders notları, konu anlatımıTürk edebiyatı 10. sınıf konularından olan Hakaniye Türkçesi ile ilgili bilgilere aşağıdan ulaşabilirsiniz. Cemal Aksoy

Hakaniye Türkçesi, Karahanlı Türkçesine veya Türkçenin Karahanlı dönemine verilen isimdir. Başka bir deyişle, ilk Müslüman Türk devleti olan Karahanlı lehçesine Hakaniye lehçesi denilmektedir. Bu lehçe gerçekte Uygurcanın devamıdır. 14. Yüzyıldan sonra Çağatayca adını almıştır. İslam etkisindeki ilk ürünler bu lehçeyle verilmiştir.

Hakaniye Türkçesi olarak adlandırılan bu Türk şivesi, teşekkül eden yeni kültür merkezlerinde birçok eser meydana getirilmiştir. Asıl olarak Kutadgu Bilig ile başlayan bu döneme, ortaya çıkan kültür merkezlerine göre üç gruba ayrılırsa da onları müşterek Orta Asya Türkçesi eserleri olarak adlandırmak gerekmektedir. Şive bakımından bu bölgeler Kaşgar şivesindeyseler de arada bazı farklar da görülmektedir.cemalaksoy.org

Hakaniye Lehçesi dendiği zaman akla Kaşgarlı Mahmut’un en çok beğendiği, öyle ki “Kaşgar dili”, “Kaşgar Türkçesi” olarak da adlandırılan, “Karahanlı Türkçesi” (Karahanlıca) dilinin devirlerinden biri gelir.

Kaşgarlı’nın şivelerle karşılaştırılırken “Türkçe” diye adlandırdığı Hakaniye lehçesi, ilk Türk yazı dilidir. Bu yazı dili devresinden gelen eserlerin büyük kısmı Uygur yazısı ile yazılmış olduğundan bu döneme Uygur dönemi, bu yazı diline de Uygurca denilebilir. Fakat Türkoloji ve Türk dili öğretiminde Türkçenin bu ilk devresi için biz, “Eski Türkçe” adlandırmasını yapıyoruz. “Eski Türkçe” dönemini incelerken bu dönemin kapsadığı Hakaniye lehçesini ve özelliklerini de inceleyebiliriz.

Türkçenin ilk devirlerinden olan Eski Türkçe devresi, dilimizin diğer evrelerindeki gelişmelerin kaynağıdır. Kısacası, Türkçemizin bütün şekillerinin kökenine inecek olursak Eski Türkçe dönemini incelemeliyiz. Türkçenin ana evresi ve temel yapıları bu dönemde temellenmiştir.

Eski Türkçe döneminde Köktürk yazısı (6-8.yy), Uygur Türklerinin kullandığı Uygur yazısı(8-13.yy), ve Müslüman olan Karahanlı Türklerinin Uygur yazısı ile birlikte Arap yazısını da kullanmaya başladıkları Karahanlıca(10-13.yy) dediğimiz birbirine çok yakın ağızlar da olan üç yazı dili meydana gelmiştir. Üç ayrı alfabe kullanılmış olmasına rağmen yazı geleneğimizin izleri, üçünde de aynı özellikler gösterir.

Müşterek Orta-Asya Türkçesini takip eden Kuzey-Doğu Türkçesinin meydana getirdiği edebiyat, geniş manada Çağatay Türk edebiyatını meydana getirmektedir. Divan-ı Lügati’t Türk ve Kutadgu Bilig gibi büyük eserlerin ortaya çıkışından sonra Kaşgar Türkçesi, edebi kudretini göstermiş oluyordu. Hakaniye diye anılan bu Türk şivesi, sadece bu eserlerle kalmamış, teşekkül eden yeni kültür merkezlerinde birçok eserler vücuda getirmiştir.

Gerçek Kutadgu Bilig ile başlayan bu devre, ortaya çıkan kültür merkezlerine göre üçe ayrılırsa da onları Müşterek Orta Asya Türkçesi eserleri olarak zikretmek gerekir. Dil bakımından bu bölgeler Kaşgar şivesindeyseler de arada bazı ayrılıklar görülmektedir.

Müşterek Orta Asya Türkçesinin doğu kolu olan Kaşgar veya Hakaniye şivesi, gerçekte Doğu Türkçesini meydana getirmiştir. Bu şiveyle yazılan eserlerin başında 12. Asır mahsullerinden sayılan Edip Ahmet Yükneki’nin yazdığı Atabetü’l Hakayık gelmektedir. Dilin gelişmesi ele alınınca, az da olsa Kutadgu Bilig’den ayrıldığı görülen bu eser, daha çok bir nasihatnamedir. Edip Ahmet Yükneki ise devrinde itibarlı bir şairdir. Eserinde, Kutadgu Bilig’e nazaran daha fazla Arapça ve Farsça kelimelere yer vermiştir.

Asıl 12. Yüzyıl Kaşgar Türkçesi edebiyatının en büyük temsilcisi Yesili Ahmed’dir. Ahmed Yesevi, ruhu okşayan çekici hikmetleriyle tanınmıştır. Pek çok lakapla anılan Ahmed Yesevi gerçekte bir mektep kurmuş ve bu mektep, talebeleri tarafından devam ettirilmiştir. Hakim Süleyman Ata önde gelen talebelerinden olup, Bakırgan’da irşat faaliyetlerinde bulunmuştur.