Halit Ziya Uşaklıgil Hayatı, Eserleri, Edebi Kişiliği

Halit Ziya Uşaklıgil Hayatı, Eserleri, Edebi Kişiliği

Hayatı

HALİT ZİYA UŞAKLIGİL 1868’de İstanbul’un Eyüp semtinde doğdu. Türk edebiyatının ilk büyük romancısı ve Servetifünun edebiyatının ustası olan Halit ziya: tanınmış ve zengin, uşaklı bir aileden gelmektedir.

Yazar, İstanbul’da doğdu. Mahalle mektebinde ve Fatih Askeri Rüştiye’sinde okuduktan sonra, ailesiyle birlikte, büyük babasının halı ticareti yaptığı İzmir’e gitti. Dil ( Fransızca) öğrenmek amacıyla “ Mechitariste” adlı rahip okuluna yazıldı.

Tercüme ve yazıcılık isteği okulda iken başlamıştı. 19 yaşlarında “ mechitariste” den çıkınca bir dostu ile birlikte nevruz gazetesini kurdu. Öte yandan Fransızca öğretmenliği ve yabancı bankalarda mamurluklar yaptı. 

1893’te İstanbul reji müdürlüğünden başkatiplik teklifi alarak İstanbul’a döndü. Recaizade Mahmut Ekrem’in gösterdiği yakınlık ve teşvikler nedeniyle Servetifünun edebiyatına katıldı. Mavi ve siyah, aşk-ı memnu gibi ünlü romanlarını bu dergide yayımladı. Derginin kapatılmasından 1908’e kadar yazı hayatına ara verdi.

1908’de, ittihat ve terakkicilik arasındaydı. Aynı yıllar, darülfünun da batı edebiyatı tarihi ve hikmet- i bedayi ( estetik) okutuyordu. 1909’da sultan Reşat padişah olunca Halit Ziya, mabeyn başkatipliğine getirildi. Dört yıl süren bu görevden sonra artık memurluk istemedi. 1. Dünya savaşı günlerinde hükümet hesabına Avrupa’da inceleme gezileri yaptı. Cumhuriyet’ten sonra Yeşilköy’deki köşküne çekildi. Uzun verimli bir yazı dönemine girdi. Tiran elçiliği başkatibi olan oğlu Halit Vedat 1937’de ölmesi, sanatçıyı büyük üzüntüye düşürdü.

27 Mart 1945’te vefat eden Halit Ziya, Bakırköy mezarlığına gömülmüştür.

ders notları, türk edebiyatı ders notları, dil ve anlatım ders notları, konu anlatımıKişiliği ve Sanatı

Roman, küçük hikaye, mensur şiir. Hatıra, gezi, çeviri, edebiyat tarihleri, gazete ve dergilerde çıkan çok çeşitli konulardaki makale ve denemeleriyle edebiyatımızın üretken yazarları arasında yer alan Halit ziya’nın öne çıkan yanı hikaye ve romancılığıdır. Mehmet Rauf ile birlikte Servetifünun roman ve hikayesini tek başlarına temsil ederler.cemalaksoy.org

Halit ziya’nın yazarlık hayatı, 1. 1893’e kadar, 2. Servetifünun devresi, 3. 1900’dan  sonra olmak üzere üç kısımdan incelenebilir.

İlk devre, yazarın ilk kaleme tecrübelerini yaptığı ve daha çok İzmir’deki yazı hayatını kapsar. Daha 17 yaşında 1885’te İzmir’de “ hizmet ve ahenk” gazetelerini çıkarmaya başlayan Halit ziya yaptığı çevirileriyle dikkati çeker.

Yazılarında genelde Mehmet Halit ve Halit imzalarını kullanmıştır. “ Sefile” , “Nemide” , “ Bir Ölünün Defteri”, “ Ferdi ve Şürekası” gibi romanları “ Hizmet” gazetesinde tefrika edilmiş İzmir devresine ait eserlerdir. Bu dönemde dış etkilere oldukça açıktır. “ Sefile” romanı, Ahmet Mithat efendi’nin “ henüz on yedi yaşında”  Romanından etkiler taşır. Her iki romanda da aşkı yüzünden kötü yola düşmüş genç kızların öyküsü vardır. “ nemi de” romanı, verem olmaya yatkın bir bünyeye sahip olan nemi de adlı bir genç kızın kıskançlıklarını ve umutsuz aşkının öyküsüdür. Geniş aile bireyleri arasındaki ilişkiler üzerine kurulan roma, edebiyatımızın o dönemdeki “ verem edebiyatı” nın güzel bir örneğidir. Devrinde ölümü çağrıştıran bu hastalığın ümitsiz bir aşk öyküsünün en önemli  figürü olması sonradan oluşacak olan Servetifünun estetiğine katkıda bulunacaktır.

Bir Ölünün Defteri” Halit Ziya’nın roman üslubunun artık oturmaya başladığının işaretlerini verir. Okuyucu, bir hatıra defterinden hareketle romanın içine girer. Bu eserde de üçlü bir aşk öyküsü vardır.

“ Ferdi ve Şürekası” yazarın İzmir devresinin son romanıdır. Zenginlik – yoksulluk karşıtlığı içinde üçlü bir aşk öyküsünün anlatıldığı roman, Halit ziya sosyal meseleleri romana katma konusunda başarılı örneklerinden biridir.

Halit ziya’nın roman türünde en önemli eserleri şüphesiz “ Mavi ve Siyah” ile “Aşk- Memnu” dur. “mavi ve siyah” Servetifünun neslinin serüvenidir, denilebilir. Halit ziya, gerçeğe yakın bir karakter olarak çizdiği Ahmet cemil ile bu neslin sanat ve aşk hayallerini, hayal kırıklıklarını, hayatın gerçekliği karşısında yenilgilerini dile getirir.

Aşk- ı Memnu” ise bir dönem boğaz içi yüzünü batı’ya dönmüş alafranga bir hayat yaşayan aileleri konu alır.

Yasak aşk, kıskançlık, mutsuz evlilikler, tatmin edilmemiş ihtiraslar, bireyler arasındaki çatışmalar romanın konusunu oluşturur.

Yazarın son romanı “ Nesi- Ahir” sabah gazetesinde tefrika edilmesine karşın çeşitli sebeplerden dolayı sağlığında kitaplaştırılamamıştır. Romanda, Abdülhamit’in istibat dönemi İstanbul’dan sosyal ve siyasal manzaralar yansıtılır.

Halit ziya’nın romancılığı gittikçe gelişen bir aşama kaydeder. Halit Ziya, ilk romanlarındaki acemilik ve kusurları zamanla giderir. Türk romanını “ Bihter” “ Ahmet Cemil” ,”Firdevs Hanım” , “ Neyyir” gibi ölmez karakterler katar. Genelde bireysel konular etrafında yoğunlaşması, bu devrin edebiyat anlayışına uygundur. Sosyal konularda uzak duran bir roman anlayışı vardır. Hikayelerinde daha realist bir çizgiye kaydığı söylenebilir.

Halit ziya’nın eser verdiği türlerden biri de hikayedir. Halit Ziya, önce “Hizmet” gazetesinde seri halinde yayımlanan sonra da 1889’da kitap halinde çıkan “ Hikaye” adlı araştırmasında öykü ve roman türünün Batı’daki gelişimini gözler önüne serer.

Halit ziya, hikaye ve roman türünün destan ve tarihten hikaye ve romana doğru gelişerek ve değişerek bir yol takip ettiğini söyler. Bu görüş, roman türünün gelişimiyle ilgili düşüncelerin en önemlilerindendir. Aynı eserde, edebiyatta realizm ve romantizm gibi iki önemli akımın varlığını kabul etmekle birlikte realizmi tercih ettiğini dile getirmektedir. Halit ziya, romantizmin duygusal ve aşk tarafını realite içerisinde değerlendirerek kullanır. “ Aşk- ı Memnu” ve “ mavi ve siyah” romanları, romantizmin bu realite kurgusu içinde yerleştirildiği başarılı örneklerdir. Batılı realistlerin hayata ve olaylara karamsar bir gözle bakmaları anlayışı Halit ziya’da da vardır. Öte yandan aynı çalışmada halk edebiyatı ürünlerini edebiyat dışında sayar ve onları” masalcılar” diye küçümser. Birazda Türkçülük akımı ve Tanzimat’la başlayan halka dönme hareketine bir tepki olarak öne sürülen bu fikirler yazarın, bir “ üst sınıf edebiyatı” kurmanın peşinde olduğunu düşündürmektedir.

Halit Ziya’nın hikayelerini, büyük hikayeler ve küçük hikayeler diye iki başlık altında incelemek mümkündür. Büyük hikayelerinin ilki “ bir muhtıranın son yaprakları” dır. Bu öyküde necip adlı bir delikanlının kendisini anlamsız bir melankoliye kaptırması sonucu sığındığı bir köyde beyin hummasından ölümü anlatılır. Bu “ çağın hastalığı ”nın tipik bir örneğidir. “ Bir İzdivacın Tarih- i Muaşakası” adlı öyküsünde mutlu bir evlilikle sonuçlanan ideal bir aşk anlatılmıştır. Önceki öykünün aksine yazar daha iyimserdir. Yazarın uzun hikaye türündeki diğer bir eseri “ valide mektupları “ dır.cemalaksoy.org

Mektup tekniğinin kullanıldığını bu öykü, kırk yaşlarında bir annenin yeni evlenen kızına göndermek üzere kaleme aldığı fakat göndermediği mektuplardan oluşur. Kadınlık onurunu ayakaltına almamak için zengin kocasından boşanan bir kadının dramıdır bu.

Halit Ziya’nın öykülerindeki kahramanları, çoğu yönden romanlarındaki kahramanlara benzer. Bu kahramanlar; kültürlü, ince ruhlu, şair yaratılışlı, iyi eğitim görmüş, modern görüşlü kısacası batılılaşma sürecinin sonuçları olarak ortaya çıkmış karakterlerdir. Bu bakımdan Halit Ziya’nın eserleri bir “ mutsuz insanlar fotoğrafhanesi “dir.

Yazarlıktaki ustalığını küçük öykülerde de sürdüren Halit ziya “ Hizmet” , “ İkdam” ve “ Sabah”ta yayımladığı küçük öyküleriyle bu türün edebiyatımızdaki ilk örneklerini vermiştir. Bu küçük hikayeler çeşitli başlıklar altında kitaplaştırılmıştır. Yazarın kısa öyküleri; konu bakımından “ aile, aşk, fakir ve mahrum insanların hikayeleri, hayvan sevgisini anlatan hikayeler ve töre hikayeleri” olmak üzere beş bölümü ayrılabilir.

Halit Ziya, en başarılı roman ve öykülerini ustalık devresi sayılan Servetifünun döneminde yazmıştır. Eserlerinde romancı olarak doğmuş bir yazarın dikkati ve üslup zenginliği gözlemlense de bazı kusurlar dikkat i çeker. Fakat eserlerinin kurgu ve kompozisyonu sağlamdır. Hiçbir şey tesadüf değildir. Fransızcaya yatkınlığı, devri için bir moda kabul edilse bile bugün için kusur sayılabilir. Kurduğu uzun cümleler, tasvir zenginliği ve anlatım tarzındaki tutukluk sanatını zayıflatmıştır. Zaten devrinde de ağır olan Servetifünun dilini kitaplarının yeni baskılarında bizzat kendisi sadeleşmiştir.

Halit Ziya, öykü ve roman kişilerini, içinde yaşadığı toplumu gözlemleyerek tespit eder. Eserlerinin çoğunda tanığı olduğu ya da yaşadığı kimi durum ve olayların yansıması vardır. “ mavi ve siyah” bu açıdan belirtilmesi gereken bir eserdir. Bir neslin romanı olarak devrin edebiyat tartışmalarına edebiyat çevrelerindeki olaylara, hayal ve gerçek arasında sıkışmış bireyin trajedilerine tanıklık eder. Yazarın İzmir’ de yaşaması, bu şehrin edebiyata girmesine ve canlı tablolarla resmedilmesine fırsat vermiştir.(cemalaksoy.org) Halit Ziya’nın dışında hiçbir yazarda İzmir böylesine ayrıntılı ve renkli anlatılmamıştır.

Romanlarında daha çok batılılaşma problemi ve bunun toplum ile bireyler üzerindeki yansımasını işleyen yazar, gerçekçi çizgisini kaybetmemeye çalışır. Birer kapalı mekan romancısı olarak ister istemez insan ilişkilerinde derinleşir. 1909’dan sonra artık roman yazmayan Halit ziya, Ahmet Mithat Efendi’nin üslubu ile Namık Kemal’in üslubunu birleştirerek kendine özgü ve sonradan genç kuşakların takip edecekleri bir roman tarzı geliştirir. Teknik açıdan daha dikkatli ve başarılıdır.

Edebiyatımızda en başarılı mensur şiir örneklerini Halit Ziya vermiştir. Nesrin şiirleştiği şiirin nesre dönüştürüldüğü bu türün gelişmesinde onun öncülüğü vardır. Bu neslin metinleri arasında duygu ile sanatın düz yazıda buluştuğu en samimi eserler mensur şiirlerdir.

Eserleri

Roman: Sefile, Nemide, Bir Ölünün Defteri, Ferdi ve Şükrekası, Mai ve Siyah, Aşk- ı Memnu, Kırık Hayatlar, Nesl- i Ahir

Hikaye: Bir İzdivacın Tarih- İ Muaşakası, Nakil, Küçük Fıkralar, Bu Muydu, Heyhat, Solgun Demet, Sepette Bulunmuş, Bir Hikaye- İ Sevda, Hepsinden Acı, Aşka Dair, Onu Beklerken, İhtiyar Dost, Kadın Pençesi, Bir Yazın Tarihi, Bir Şir’i Hayal, İzmir Hikayeleri

Tiyatro: Kabus, Füruzan, Fare, Demirhane Müdürü

Mensur Şiir: Mensur Şiirler, Mezardan Sesler

Hatıra: Kırk Yıl, Saray Ve Ötesi, Bir Acı Hikaye

8 YORUMLAR

CEVAP VER