Milli Edebiyat Döneminin Oluşumu

Milli Edebiyat Döneminin Oluşumu

XX.yüzyılın başlarında edebiyatımızda görülen "Osmanlıcılık" düşüncesi Osmanlı içindeki bazı azınlıkların milliyetçi tutumları, çeşitli savaşlar ve ayaklanmalar sonucu yerini "Türkçülük" ilkesine bırakır. Bu durum Tanzimat edebiyatının birinci döneminde görülen topluma yöneliş; millet, vatan, hürriyet, kahramanlık, yiğitlik gibi kavramların konu olarak tekrar işlenmesine yol açar.

Ahmet Vefik Paşa, Şemsettin Sami, Ahmet Cevdet Paşa gibi sanatçılar tercüme eserleriyle, yaptıkları araştırmalarla, dilde sadeleşmeye yönelik çabalarıyla Türkçülük bilincini oluşturmaya çalışırlar. Böylece kendini gösterecek olan "Türkçülük" ve "Milliyetçilik" akımının bir bakıma hazırlayıcıları oldular.

Milli Edebiyat döneminde de asıl farklılık Türkçülük düşüncesinin etkilediği edebiyatçılardan gelir.

1897'de Selanik'teki Asır gazetesinde Mehmet Emin Yurdakul'un "Cenge Giderken" başlıklı şiiri yayımlanır.

Ben bir Türk'üm dinim, cinsim uludur

Sinem, özüm ateş ile doludur

İnsan olan vatanının kuludur

Türk evladı evde durmaz giderim

 

Muhammed'in kitabını kaldırtmam

Osmancığın bayrağını aldırtmam

Düşmanımı vatanıma saldırtmam

Tanrı evi viran olmaz, giderim (…)

Bu dizelerde yeni olan yalnız dil ve söyleyiş ya da kullanılan hece ölçüsü değil, dile getirilen bilinçtir. Mehmet Emin, iki yıl sonra şiirlerini topladığı kitabına étürkçe Şiirler" adını verirken de aynı bilinçle davranır.

"Türk Derneği", "Türk Yurdu", "Türk Ocağı" dergileri, Türkçülük akımının kültür ve edebiyat alanındaki birer yayın organı olur. "Milli Edebiyat Akımı"nın asıl yayın organı ise 1911'de Selanik'te çıkarılan "Genç Kalemler" dergisidir. İşte bu dergide Ömer Seyfettin imzasıyla yazılan "Yeni Lisan" adlı makale Milli Edebiyatın başlangıcı olur.

Cevap Ver