Milli Edebiyat ile Servetifünun ve Tanzimat Romanının Karşılaştırılması

Milli Edebiyat ile Servetifünun ve Tanzimat Romanının Karşılaştırılması

 

 

Tanzimat Romanı

Servetifünun Romanı

Milli Edebiyat Romanı

Konu

Batı özentisi, tarihi olaylar, toplumdaki aksaklıklar, cariyelik…

Aşk, hayal-gerçek çatışması, karamsarlık, yalnızlık…

Türkçülük, Milli Mücadele, Batılılaşma, çağdaşlaşma, yoksulluk, cehalet…

Dil ve Üslup

Olayın akışı anlatılırken yalın, betimleme yapılırken süslü bir anlatım vardır. Dil genel olarak ağırdır, yabancı sözcükler yoğundur. Yazarlar kişiliklerini gizlemez, olayın akışını keserek açıklama yaparlar.

Şiir diline göre sade olsa da genel olarak ağır ve süslüdür. Devrik, eksiltili ve uzun cümlelere önem verilir. Betimlemeler gerçeğe uygun biçimde yapılır.cemalaksoy.org

Olay akışı ve konuşmalar aktarılırken dil oldukça sadedir. Ancak betimlemelerde sadelik ilkesi henüz tam anlamıyla yerleşmemiştir. Çevre betimlemelerinde yalın ve konuşma diline yakın bir dil kullanılır.

Olay ve Kişi

İyiler hep iyi, kötüler hep kötüdür. Olay kurgusu dejenere (bozuk) tipler ile ideal tipler arasındaki çatışmalar üzerine kurulur. Romanın sonunda iyiler ödüllendirilir, kötüler cezalandırılır.

Modern bir yaşam süren, eğitimli, yerine göre çapkın, karamsar, gelenekten ayrı düşen, macera peşinde koşan, Avrupai tarzda yaşam süren kişiler ve gerçekçi tiplerdir. Olaylar bu karakterler arasındaki çatışmalar üzerine kurulur.

Toplumun her kesiminden kişiler görülebilir. Karakterler tek yönlü değildir. Olayın konusu ile kişilerin özellikleri arasında uyum vardır.cemalaksoy.org

Mekan

Mekan genellikle İstanbul’dur. Namık Kemal ve Ahmet Mithat’ın bazı romanlarında ülke dışında mekanlara da rastlarız.

Mekan genellikle konaklarla sınırlıdır. Olaylar konakların içinde geçer. Bu nedenle bu döneme “salon edebiyatı” da denilmiştir.

İstanbul, Anadolu, Avrupa, Orta Anadolu olmak üzere çeşitli mekanlara yer verilir.

Roman Tekniği

Rastlantılara fazla yer verilir. Romantizmin etkisinden dolayı iyi-kötü çatışmasında yazar iyilerden yana olduğunu belli eder. Romanlarda öğretmek, öğüt vermek amaçlanır.

Realist ve natüralist bir tutumla yazdılar. Romancılar kendi görüşlerini açıklamaktan kaçındılar. Rastlantılara ve gereksiz ayrıntılara yer vermediler. Çevre betimlemeleri ile kişilerin özellikleri arasında bir bağ oluşturdular.

Realist bir tutumla yazdılar. Teknik yönden sağlam eserler ortaya koydular. Kişilerin psikolojik yapıları üzerinde durdular. Olayın akışına müdahale etmediler.

CEVAP VER