Sözcükler Arası Anlam İlişkileri

Sözcükler Arası Anlam İlişkileri

Sözcükler arası anlam ilişkileri konusu başlığı altında eş anlamlılık, zıt anlamlılık, yakın anlamlılık, dolaylama, deyimler, atasözleri, ikilemeler, yansıma sözcükler, söz öbeğinde anlam gibi konular bulunmaktadır. Bu konulardan TEOG, YGS, KPSS, LYS gibi sınavlarda sorular sorulmaktadır. Bu konulara ait ders notumuzu ve test sorularını cemalaksoy.org sitesinden takip edebilirsiniz.

Sözcükler arasında gerek anlam gerekse ses bakımından bir ilişki vardır. Cümle içerisinde iki veya daha fazla sözcük birbiriyle ilişki içerisinde bulunabilir.cemalaksoy.org

I)Sesteş (Eşsesli) Sözcükler

Okunuşları aynı olan fakat aralarında hiçbir anlam ilişkisi olmayan sözcüklerdir.

Misal:

Kır saçlı adam elindeki bardağı kırdı.

Bu cümlede altı çizili sözcüklerden birincisi “siyah-beyaz karışık renk”, ikincisi “kır” eylemidir. Aralarında hiçbir anlam ilişkisi yoktur; bu nedenle de birbirinin sesteşidir.

Misal:

Elindeki kocaman taşı bana doğru fırlattı.

Ocaktaki suyu unutunca su taştı.

Birinci cümledeki “taş” kaya parçası, ikinci cümledeki “taş” eylemdir. Anlamca ilişki içinde olmayan bu iki sözcük birbirinin sesteşidir.

Bilgi Notu:

Sesteşlikle çok anlamlılık aynı şey değildir. Çok anlamlılıkta sözcüklerin cümle içindeki kullanımlarında anlam bakımından bir ilişki mutlaka vardır. Sesteşlikte ise hiçbir anlam ilişkisi olmaz.

Misal:

“Yüzünde derin bir yara izi var.”

“Dosyanın ön yüzünde adı var.”

“Onda hiç yüz yok ki utansın.”

Cümlelerinde “yüz” sözcüğü birincide gerçek anlamında yani “surat” olarak, ikincide “ön cephe, dış kısım”, üçüncüde “utanma” anlamlarında kullanılmıştır.

İkinci ve üçüncü cümlelerdekiler yan ve mecaz anlamlı kullanımlardır. Bu nedenle birbirinin sesteşi değildir. Fakat bu cümlelere ilave olarak “Bu kitaba hiç yüz lira verilir mi?” cümlesi kullanılırsa buradaki “yüz” sözcüğünün anlamıyla diğer cümlelerdeki “yüz” sözcüğünün anlamları arasında hiçbir ilgi yoktur. Bu nedenle diğerlerine göre sesteşlik ilişkisi söz konusudur.

Sesteş sözcüklerde mecazlama yoktur.

II)Dolaylama

Bir sözcükle karşılanabilecek bir anlamı, anlatıma farklılık ve canlılık katmak amacıyla birden fazla sözcükle anlatmaya denir.

Yavru vatan- Kıbrıs

Büyük önder- Atatürk

İnce hastalık- verem

Derya kuzusu- balık

Aslan sütü- rakı

Altın boynuz- Haliç

Bilgi Notu:

Dolaylamanın oluşması için; dolaylama en az iki sözcükle yapılması gerekir.

Misal:

Baba, konserinde büyük ilgi gördü.

Bu cümlede “baba” dolaylı ad değil, lakaptır.

Ayrıca dolaylaması yapılan varlığın adı dolaylamada geçmemelidir.

Misal:

Akrep Nalan son kasetini çok geç çıkardı.

Bu cümlede “Akrep” Nalan isminin unvanıdır, dolaylama olmaz. Dolaylamanın herkes tarafından bilinmesi, kalıplaşmış olması da şarttır.

III)Kaynaşma İlişkisi

İki ya da daha fazla sözcükle kurulan ayrılmaz, değiştirilemez şekilde kalıplaşmaya dayalı bir ilişkidir. Buna göre kaynaşma ilişkisini şu başlıklar altında toplamak mümkündür.

Deyimler

Bir eylem, durum ya da kavramı daha etkili anlatmak için kurulan söz öbekleridir.

Bir sözcük grubunun deyim olabilmesi için şu özelliklere sahip olması gerekir.

ü  Kalıplaşmış sözlerdir. Deyimi oluşturan sözcüklerden herhangi biri eş anlamlısıyla dahi değiştirilemez. Deyimi oluşturan sözcüklerden herhangi birini değiştirmek anlatım bozukluğuna neden olur.

ü  Deyimi oluşturan sözcüklerden an az biri genellikle mecaz anlamlıdır.

ü  Cümle biçiminde de kurulabilir.

ü  Sözcüklerin gerçek anlamlarıyla da deyim kurulabilir.

ü  Ayakkabısı dama atılmak deyiminin orijinalinde  “ayakkabı” değil, “pabuç” kelimesi vardır. Sözcüğü değiştirmek, deyim kalıbını bozduğundan anlatım bozukluğu oluşturur.

ü  “Beni başından atmaya çalışıyor. “cümlesinde “başından atmak” deyiminde sözcükler gerçek anlamından uzaklaşarak mecazlaşmıştır.

ü  “Ele verir talkını, kendi yutar salkımı.”cümlesi tamamen deyimden oluşmuştur. Buna göre deyimler cümle halinde de olabilir.

ü  “Yükte hafif,pahada ağır.”deyimini oluşturan sözcüklerin hepsi gerçek anlamıyla kullanılmıştır.

Misal:

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “istemeden birinin işine yarayacak biçimde davranmak” anlamında bir deyim kullanılmıştır?

A)     Boş bir odada içim sıkılarak saatlerdir bekliyordum.

B)      Memurluk hayatı boyunca her oturduğu koltuğu doldurmuş.

C)      Ne yaparsanız yapın, yeter ki akıllıca olsun demiş, işin içinden çıkmış!

D)     Büyük bir döviz kaynağımız olan turizmimizi baltalamak kimin ekmeğine yağ sürer?

Atasözleri

Deneyimler sonucu ortaya çıkan, öğüt verici sözlerdir. Atasözleri; deyimler gibi özel durumları değil, genel durumları ifade eden, genel geçerliliği olan söz gruplarıdır. Atasözlerinin bazı özellikleri şunlardır:

ü  Kalıplaşmış söz gruplarıdır, bu yüzden bunlar da deyimler gibi değiştirilemez.

ü  Sosyal olaylar ve tabiat olaylarının nasıl meydana geldiğini anlatır.

ü  Töre, gelenek ve halk inanışları, insanın yaratılış özelliklerini bildirir.

ü  Sözcüklerin gerçek anlamlarıyla olduğu gibi mecaz anlamlarıyla da kurulabilir.

ü  Tüm atasözleri öğüt vermeyebilir. “Atın ölümü arpadan olsun.”gibi.

ü  “Ayağını yorganına göre uzat.” bu atasözünde “yorgan” sözcüğü yerine “battaniye” sözcüğü getirilemez, kalıplaşmış söz grubu olduğundan sözcükleri değiştirilemez.

ü  “Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır.” Atasözünde tabiat olayları ile ilgili özellik verilmiştir.

ü  “Kızını dövmeyen, dizini döver.” Atasözünde olduğu gibi töre ve gelenek bildirebilir.

ü  “Dost ile ye iç; alışveriş etme.” Atasözünde olduğu gibi sözcükler gerçek anlamlarıyla da “Körle yatan şaşı kalkar.” atasözünde olduğu gibi sözcükler mecaz anlamlarıyla da kullanılabilir.

İkilemeler

İki sözcüğün bir araya gelerek çeşitli anlam özelliklerini verecek şekilde kullanılmasıdır. İkilemeler cümlede genellikle pekiştirme göreviyle kullanılır. İkilemeler arasında hiçbir noktalama işareti kullanılmaz ve ikilemeler daima ayrı yazılır.

ü  Aynı sözcüğün tekrarıyla: konuları yavaş yavaş anlamaya başladım./ Bu konuyu başka bir gün uzun uzun konuşalım.

ü  Yakın anlamlı sözcüklerle: Ses seda çıkarma da beni dinle./ Yalan yanlış konuşmalarıyla herkesi üzdü.

ü  Zıt anlamlı sözcüklerle: Aşağı yukarı on yaşında bir çocuktu./ Gece gündüz ders çalışıyor zavallı.

ü  Biri anlamlı biri anlamsız sözcüklerle: Ufak tefek bir adamdı./ Eğri büğrü bir çizgi çizdi tahtaya.

ü  İkisi de anlamsız sözcüklerle: Abur cuburla mideni doldurma./ Çatı katındaki ıvır zıvırları topluyorum.

ü  Yansıma sözcüklerle: Şırıl şırıl akan bir derenin kenarında mola verdik./ Sobadaki odunlar, kuru olduğu için çıtır çıtır yanıyordu.

Misal:

Aşağıdaki tekrar gruplarından hangisi kuruluşu yönüyle diğerlerinden farklıdır?

A)     Aşağı yukarı üç adım ileriye doğru yürüdü.

B)      Bu çocuk, doğru dürüst bir şey yemez oldu.

C)      Ticarette kâr zarar kardeştir.

D)     Bu konu hakkında az çok bilgim var. Cevap: B

Eş Anlamlılık

Yazılışları farklı olmasına rağmen aynı anlamı karşılayabilen sözcükler arasındaki anlam ilişkisidir.

Bunu ona münasip bir dille anlattım.

Bunu ona uygun bir dille anlattım.

Çok mahcup bir delikanlıydı.

Çok utangaç bir delikanlıydı.

Bilgi Notu: Bazı sözcükler tam olarak eş anlamlı kabul edilmese de cümle içinde aynı anlamı karşılayacak şekilde kullanılabilir. Böyle sözcükler arasındaki anlam ilişkisine de yakın anlamlılık denir.

Karşıt( Zıt )Anlamlılık

Aynı anlam çerçevesinde yer alan anlamca birbirlerinden en uzakta bulunan sözcükler arasındaki ilişkiye karşıt anlamlılık, bu anlam özelliğini taşıyan sözcüklere de karşıt anlamlı sözcükler denir.

Bir sözcüğün zıt anlamlısını belirlemenin en kolay yolu, o sözcüğün cümledeki anlamını düşünmektir.

Misal:

Bu çocuk tatlı birine benziyor.

Cümlesindeki “tatlı” sözcüğünün zıt anlamlısı acı değil, sevimsizdir.

Yansıma Sözcükler

Varlıkların çıkardığı seslerin söze ve yazıya dönüştürülmüş haline yansıma denir.

Misal: Şırıl şırıl akan derenin kenarında mışıl mışıl uyuyan çocuğu, çıkardığı gürültüyle uyandırdı.

Cümlesindeki altı çizili sözler varlıkların çıkardığı seslerdir, dolayısıyla da yansımadır.

Söz Öbeğinde Anlam

Kimi zaman bir cümlede birden fazla sözcükle oluşan sözcük öbeğiyle değişik anlamlar vurgulanmış olabilir. Bu tip sorularda sözcük öbeğinin anlamı, bulunduğu cümledeki anlamıyla düşünülmektedir.

Misal: Bıkmadan, yorulmadan, yılgınlığa düşmeden, sürekli okumalıyız. Okurken bir yandan, daha önce okuduklarımızdan belleğimizde kalan izin üzerini örten tozu, kiri temizlemeli bir yandan da bu izi derinleştirmeye çalışmalıyız.

Parçada geçen “belleğimizde kalan izin üzerini örten tozu, kiri temizlemek” sözüyle gerçek anlamdaki “bir tozun, kirin temizlenmesi” anlatılmak istenmiştir. En azından gerçek anlamdaki “tozun, kirin bellekte olmasının” mümkün olmayacağı bellidir. Burada, “daha önceden akılda olup da zamanla unutulan bilgilerin üzerindekileri temizleyerek o bilgilerin tekrar anımsanması” anlatılmaktadır.

Bilgi Notu: Sözcük öbeğinin cümleye kattığı anlam genellikle mecazdır. Sözcükler gerçek anlamlarının dışındadır fakat gerçek anlamını koruyarak kullanıldığı da olur.

“O, yazın dünyasının çizgi dışı sanatçılarından biridir.”

Bu cümlede altı çizili söz öbeği mecaz anlamıyla kullanılmıştır.

“Benimki her şeyin su gibi berrak olduğu bir arkadaşlıktır.”

Bu cümlede altı çizili söz öbeği ise gerçek anlamıyla kullanılmıştır.

Cevap Ver