Sözcüklerde(Kelimelerde) Anlam Özellikleri

Sözcüklerde(Kelimelerde) Anlam Özellikleri 

Dil bilgisi konularından olan sözcüklerde anlam özellikleri konusu mühim bir konudur. Bu konunun kapsamı içerisinde yakın anlamlı sözcükler, çok anlamlılık, güzel adlandırma, mecazı Mürsel(ad aktarması), kinaye, deyim aktarması, somut- soyut anlam, nitel-nicel anlam, genel- özel anlam, terim anlam gibi konular yer almaktadır. Bu konulara ait ders notumuz ve konu anlatımımız aşağıda bulunmaktadır.cemalaksoy.org

1)Yakın Anlamlı Sözcükler

Eş anlamlı gibi görünmelerine rağmen aralarında ince anlam farklılıkları bulunan sözcüklerdir. Bu kelimeler eş anlamlı sözcükler gibi birbirinin yerine kullanılmaz.

Misal

Yollamak- göndermek

Darılmak-gücenmek

Hısım- akraba

Eş- dost

Yalan- yanlış

İstek- dilek

Bana yalan söyledin.

Bana yanlış söyledin.

Bu cümlede yalan ve yanlış kelimeleri birbirini karşılamaz.cemalaksoy.org

2)Çok Anlamlılık

Sözcükler, dilimize anlam genişlemesi yoluyla yeni anlamlar kazanır. Bu durum “çok anlamlılık”ı oluşturur. Örneğin, “dil” sözcüğünün çeşitli cümlelerde farklı anlamlar yüklendiğini görebiliriz.

Dilindeki yaralar, yemek yemesini zorlaştırıyor. (tat alma organı)

Bizim dilimiz sanatlı ve müzik tadında bir dildir.( lisan)

Genç kızın dilinden anası anlar. (davranış)

“Dil” sözcüğüne buna benzer birçok cümlede farklı anlamlar yüklenebilir. Bu yüklendikleri anlamlarla da bir sözcüğün çok anlamlılık ilişkisi içinde kullanılabildiği görülür.

3)Güzel Adlandırma

İnsanlara rahatsızlık verebilecek, kulağa hoş gelmeyen sözcükler yerine daha güzel ifadeler kullanmaktır.

Verem- ince hastalık

Kör- görme engelli

Ölmek- Hakk’ın rahmetine kavuşmak

Cin- iyi saatte olsunlar

4)Ad Aktarması (Mecaz-ı Mürsel)

Bir sözcüğün benzetme amacı taşımadan başka bir sözcük yerine kullanılmasına denir. Ad aktarmasında  farklı ilgiler olabilir:

Mekan-insan

Parça-bütün

İç-dış

Sebep- sonuç

İlk hal- son hal

Eser- sahip

Araç- iş

Yer- yönetim

İstanbul geceyi sokakta geçirdi. (İstanbul halkı yerine kullanılmıştır. Mekan- insan)

Bir çift göz bizi izliyordu. (İnsan yerine kullanılmıştır. Parça- bütün)

Sobayı yaktı, suyu ısıttı. (Odunların yerine kullanılmıştır. İç-dış)

Gökten rahmet yağıyor.(Yağmur yerine kullanılmıştır. Sebep- sonuç)

Dergimiz birinci hamura basılmıştır. (Kağıt yerine kullanılmıştır. İlk hal- son hal)

Yahya Kemal’i zevkle okuyorum. (Şiirleri yerine kullanılmıştır. Eser- sahip)

Kalemiyle geçinirdi. (İş(yazarlık) yerine kullanılmıştır. İş- araç)

Atina bu konuda bizi desteklemiyor. (Yunanistan yönetimi yerine kullanılmıştır. Yer- yönetim)

Mühim Bilgi: Ad aktarmasının bahsedilenin verildiği, kastedilenin okura ya da karşıdakine bırakıldığı bir edebi sanat ve anlam olayı olduğu unutulmamalıdır. Günlük hayatınızda kullandığınız ya da duyduğunuz herhangi bir cümlede de bu sanat olabilir.

Siz şu masaya oturun, ben geliyorum.

Altı çizili sözde bahsedilen “masa”, kastedilen “sandalye”dir ve ad aktarması vardır.

5)Deyim Aktarması

Aralarında benzerlik bulunan sözcüklerden birini diğerinin yerine kullanma ya da bir varlığı diğer varlık gibi düşündürme yoluyla yapılan mecazdır. Deyim aktarması benzetme ögelerinden yalnız biriyle yapılır. Bu aktarmayı şu şekilde  gruplandırabiliriz.

a)İnsandan doğaya aktarma( kişileştirme)

İnsana ait özelliklerin, insan dışındaki varlıklara yüklenmesiyle yapılır. İnsan dışı varlıkları insan gibi düşündürme amacı taşıdığı için buna kişileştirme de denir.

Serviler nazlı nazlı sallanıyordu.

Bu cümlede insana ait bir nitelik olan “nazlılık” doğaya yani “servilere” aktarılmıştır.

b)Doğadan insana aktarma

İnsan dışındaki varlıklara ait niteliklerin insana yüklenmesidir.

Ham davranışları insanlara güvensizlik veriyor.

Bu cümlede “hamlık” doğanın bir özelliğiyken insana aktarılmıştır.

c)Duyudan duyuya aktarma

Bir duyuyu  karşılayan sözcüğün, başka bir duyuyu karşılayacak şekilde kullanılmasıdır.

Acı sözleriyle hepimizi çok üzdü.

Bu cümlede “acı” tatma duyusuyla algılanan bir ayrıntıyken “işitme” duyusuna aktarılmıştır.

d)Doğadan doğaya aktarma

Doğaya ait özelliklerin insan dışındaki bir varlığa aktarılmasıyla oluşur.

Tren homurdanarak ayrıldı istasyondan.

Bu cümlede “homurdanmak” insan dışı varlıkların (yırtıcı hayvanların)  özelliğiyken başa bir insan dışı varlığa (trene) aktarılmıştır.

6) Kinaye

Cümle içerisinde bir sözcüğü hem gerçek hem de mecaz anlamını düşündürecek şekilde kullanmak mümkündür. Bu kullanımı da “kinaye” adı altında değerlendirebiliriz.

Bana yaptıkları söylenince yüzü kızardı.

Bu cümlede altı çizili söz grubu hem gerçek hem de mecaz anlamını düşündürecek şekilde kullanılmıştır.

Gerçek Anlam:  Yüze kan birikmesi sonucu yüzün kırmızı görünmesi.

Mecaz Anlam: Utanmak

7) Diğer Anlam Özellikleri

Sözcükler dilimizde ve cümle içerisinde değişik anlamlarda kullanılır. Bu da anlam değişmesi, genişlemesi ya da daralmasına neden olabildiği gibi başka anlamlara geçiş şeklinde de olabilir. Bu anlam özelliklerini şu başlıklar altında toplayabiliriz.

      a)Somut ve Soyut Anlam

Sözcüklerin duyularla algılanıp algılanamadığına göre kazandıkları anlamdır.

Somut Anlam

Beş duyu organımızın herhangi biriyle ya da birkaçıyla algılanabilen varlıkları karşılayan sözcüklerin  kazandığı anlamdır.

Kitap, çiçek, ses, ışık, hava…

Soyut Anlam

 Beş duyu organımızın herhangi biriyle algılanamayan fakat akıl ile var oldukları anlaşılan varlık ya da kavramları karşılayan sözcüklerdir.

Neşe, sıkıntı, melek, güzellik, akıl…

       b)Nicel ve Nitel Anlam

Sözcüklerin sayılabilir, ölçülebilir değerleri karşılayıp karşılamadıklarına göre sözcüklere  verilen anlamlarına denir.

Nicel Anlam

Bir varlığın sayılabilen, ölçülebilen değerlerini ifade eden sözcüklerin kazandığı  anlamdır.

Bu çay çok soğuk, içemiyorum.

Bu cümlede “soğuk” sözcüğü çayın ısı derecesi cinsinden ölçülebilen  bir değerini içerdiğinden nicel anlamlıdır.

Nitel Anlam

Bir varlığın, bazen de bir kavramın ölçülemeyen özelliklerini ifade eden sözcüklerin kazandığı anlamdır.

Bana soğuk davranmasını kaldıramıyorum.

Bu cümlede “soğuk”  sözcüğü “insanın karakter cinsinden  ölçülemeyecek  tavrı’nı ifade ettiğinden nitel anlamlıdır.

      c)Genel ve Özel Anlam

Varlıkları karşılama sınırlarının darlığına ve genişliğine göre sözcükler ikiye ayrılır:

Genel  Anlamlı Sözcükler

Aralarında ortak özellik bulunan varlıkları karşılayan sözcüklerdir. Bu tür sözcükler, karşıladıkları varlıkların tamamını kapsayacak şekilde kullanılır.

Çocuk; sevgi, ilgi ve merhametle büyür.

Bu cümlede altı çizili sözcük, çocuk türünün genelini teklerini içine alacak şekilde kullanılmıştır.

Bu yüzden genel anlamlıdır.

Kitap en iyi dosttur.

(Bütün kitaplar) – genel anlam

Çiçek insana mutluluk verir.

(Bütün çiçekler) – genel anlam

Özel Anlamlı Sözcükler

Tek bir varlığı ya da kavramı karşılar. Bu tür sözcüklerin kapsamını sınırlandırılarak verilir.

Okuldaki çocuğu döveni bulamadılar.

Bu cümledeki altı çizili sözcük, çocuk türünün bir tekini (okuldakini) karşıladığı için özel anlamlıdır.

Masanın üstündeki kitap senin mi ?

(Tek bir kitap) – özel anlam

Kırmızı çiçeği yakasına takmıştı.

(Bir tek çiçek) – özel anlam

Bilgi Notu:

Genel- özel anlam ilişkisi görecelidir. Cümle içinde kullanılan sözcükler birbirlerine göre de  genel-özel anlam ilişkisi gösterebilir.

Çiçeklerin en güzeli güldür.”

(Genel)                         (Özel)

Meyvelerden en sevdiğim çilektir.

(Genel)                                     (Özel)

d)Terim Anlam

Bilim, kültür, sanat, spor ve meslek dallarıyla ilgili olan kavramları anlatan sözcüklerdir.

Bu sözcüğün kökü tek hecelidir.

Bu cümledeki “kök” sözcüğü dil bilgisine ait özel bir sözcüktür. Bu nedenle terim anlamlıdır.

Üçgenin iç açılarını bilmediğini söylüyor.

(geometri)- terim anlam

Piyesteki monologlar oldukça ilgi çekici.

(tiyatro)- terim anlam

Cevap Ver