Türk Edebiyatının Dönemlere Ayrılmasındaki Ölçütler

Türk Edebiyatının Dönemlere Ayrılmasındaki Ölçütler


9. sınıf Türk edebiyatı ders konularından olan Türk edebiyatının dönemlere ayrılmasındaki ölçütler başlıklı yazımız aşağıdadır. 9. sınıf Türk edebiyatı ders notlarını ve konu anlatımlarını Cemal Aksoy adlı siteden takip edebilirsiniz. 

Dini Hayat

Dini inanışlar, kabul edildikleri toplumların kültürlerinde, yaşayışlarında, düşünce yapılarında değişikliklere sebep olur. Türkler, İslamiyet’i kabul etmeden önce Gök Tanrı inancı, Maniheizm, Budizm gibi farklı dinlere inanmışlardır. Bu farklı inanışlar edebi eserleri de etkilemiştir. Örneğin Köktürk Kitabeleri’nde ve eski Türk destanlarında Gök Tanrı inancı işlenirken Uygur metinlerinde Maniheizm ve Budizm’in etkileri görülür.cemalaksoy.org

Türk edebiyatındaki köklü değişiklikler 10.yüzyılda Türklerin İslamiyet’i kabul etmesiyle başlamıştır. İslam inancının gereği olan tek Tanrı inancı, kutsal kitabın Kuran-ı Kerim olması, edebi eserleri hem şekil hem içerik bakımından etkilemiştir. Özellikle ilk Türk- İslam devleti olan Karahanlılar Dönemi’nde verilen eserlerde bu etkileri görmek mümkündür. İçerikte Allah inancının işlenmesi, Arapça ve Farsça sözcüklerin kullanılması, aruz vezninin  kullanılmaya başlanması bu etkilerin somut örnekleridir. İlahi, naat, münacat, nefes gibi türlerin kullanılmaya başlanması ise edebiyatın şekil olarak da etki altında olduğunu gösterir.

Dil Anlayışı

Edebiyatın ana malzemesi dildir. Bu sebeple dildeki değişmeler ve gelişmeler edebi değerlendirmede ölçüt olarak kabul edilir. Türkçenin takip edilebilen zamanlarına gidildiğinde ilk yazılı eserlerin Köktürk Kitabeleri olduğu görülür. Bu da Türkçenin önceki zamanlarında Orta Asya’nın dil özelliklerini  taşıdığını gösterir. Köktürk ve Uygur metinlerinde bu dil özelliklerini görmek mümkündür. Ancak sonraki dönemlerinde Türkçenin  Arapça ve Farsçanın etkisi altında kaldığı görülür.  Özellikle divan edebiyatında Arapça ve Farsça birçok dil kuralına rastlanır. Bu dil kuralları devletin ileri gelenleri tarafından da kullanılmıştır.

Dönemlerin sosyal ve siyasi etkileri sonucunda Türkçe zamanla Batı kültüründen de etkilenmiştir. Özellikle Tanzimat Dönemi’nde Fransızca’nın ve Fransız kültürünün etkilerini dönemin edebi eserlerinde görmek mümkündür.

Kültürel Farklılaşma

Bir milletin oluşturduğu maddi ve manevi değerlerin bütününe kültür denir. Milletler birbiriyle etkileşim içerisindedir, bu etkileşim zamanla değişime sebep olur.

Göçebe bir kültüre sahip olan Türk milleti bozkır kültürünün özelliklerini taşır. Diğer milletlerle devamlı savaş halinde olan Türkler genellikle çadırlarda yaşarlar ve sık sık yer değiştirirlerdi. Göçebe kültürünün etkileriyle sav, sagu, koşuk, destan gibi ürünler vermişlerdir.

Türkler yerleşik hayata geçip, İslamiyet’i kabul ettikten sonra bozkır kültürü yerini, Arap ve Fars medeniyetlerinin etkilerine bırakmıştır. Sav, sagu, koşuk, destan yerini gazel, kaside, mesnevi gibi nazım biçimlerine, hece ölçüsü yerini aruz ölçüsüne bırakmıştır.

Dil Coğrafyası

Milletlerin varlıklarını sürdürdükleri yerler de milletlerin dilini etkiler.  Orta Asya’da farklı yerleşim yerlerinde yaşayan Türklerin dillerinde farklılaşmalar olmuştur. Çünkü Türkler, farklı kültürlerle etkileşim halindedir.

Bir dilin bilinmeyen döneminde ayrılan kollarına “lehçe” denir. Türkçenin “Yakutça” ve “Çuvaşça” olmak üzere iki lehçesi vardır. Bir dilin takip edilebilen tarihi seyri içinde ayrılan kollarına ise “şive” denir. Buna göre Türkçenin Azerice, Kazakça, Türkmence gibi şivelerinden bahsedilebilir.

Sanat Anlayışı

Orta Asya Türk kültüründe verilen edebi eserler genellikle ihtiyaçlardan ortaya çıkmıştır. Edebi ürünler dini törenlerden doğmuş ve iletişim amacıyla kullanılmıştır.

İslamiyet’in kabulünden sonra Türklerdeki sanat anlayışı da değişmiştir. Divan edebiyatında amaç; sözü süslemek, söyleyişi güzelleştirmek ve hüner göstermektir. Edebiyat, faydadan uzak, estetik kaygıyla oluşturulmaya başlanmıştır. Bu dönemde “sanat için sanat” anlayışı hakimdir. Yine İslamiyet’in etkisiyle ama milli çizgilerden çok da uzaklaşmayan halk edebiyatı ise toplumsal hem de bireysel anlayışların görüldüğü bir alan olmuştur.

Batı kültürünün etkile’riyle beraber Tanzimat Dönemi’nde adalet, hürriyet, hak, eşitlik gibi kavramlar işlenmeye başlanmıştır. Bu dönemde amaç halkı eğitmek, Batı kültürünü topluma yerleştirmektir. Ancak bu anlayış sosyal ve siyasi olayların da etkisiyle yerini “Sanat sanat içindir.” Anlayışına bırakmıştır. Ardından Milli Mücadele Dönemi’nin sıkıntıları edebi eserlere yansımış, “memleket edebiyatı”nın gelişmesine olanak sağlamıştır. 

CEVAP VER